YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/562
KARAR NO : 2012/3628
KARAR TARİHİ : 19.04.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında, beyanlar hanesine “3303 sayılı Kanun’un 3. maddesi gereğince idarenin ve ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemez ve bundan doğan zararlarda mülkiyet hakkına dayanılarak bir hak ve tazminat iddiasında bulunulamaz” şerhi verilerek 184 ada 3 ve 21 parsel sayılı 4148,74 ve 2047,33 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı … oğlu … adına, 184 ada 116 parsel sayılı 1567,74 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz satın alma, bağış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile dava dışı … oğlu … … adına, 184 ada 4 parsel sayılı 5202,28 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise kadastro komisyonu kararı ile irsen intikal, satın alma, bağış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak dava dışı … oğlu … … ve müşterekleri adlarına paylı olarak tespit edilmiştir. Davacı … oğlu … …, paylaşmaya dayanarak taşınmazların adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının 184 ada 3 ve 21 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davasının kabulüne, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile davacı … … ve dava dışı paydaşları adlarına paylı olarak tapuya tescillerine, çekişmeli 184 ada 4 parsel sayılı taşınmaz hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kadastro tutanağının Kadastro Komisyonu kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine, çekişmeli 184 ada 116 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, taşınmazın kadastro komisyonu kararı doğrultusunda tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı … … vekilinin 184 ada 116 parsel sayılı taşınmaza yönelik yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile bu taşınmazla ilgili hükmün ONANMASINA,
2- Davalı … … vekilinin 184 ada 4 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyizine gelince; kadastro davalarında husumetin tespit maliklerine, tespit malikleri birden fazla olup davanın paya yönelik olması halinde, tespitte malik bulunan ./…
paydaşlara yöneltilmesi zorunludur. Somut olayda çekişmeli 184 ada 4 parsel sayılı taşınmaz dava dışı … … ve paydaşları adına tespit edilmiş olduğu halde dava, tespit maliki olmayan … aleyhine açılmıştır. Hal böyle olunca, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı … … vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
3- Davalı … … vekilinin 184 ada 3 ve 21 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyizine gelince; mahkemece çekişmeli taşınmazların tarafların kök murisi …’den geldiği ve davalının 184 ada 3 sayılı parselde babasının hissesini satış suretiyle devraldığı, 184 ada 21 sayılı parselde ise davalının babasının da hakkının olmadığı kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Davacı, taşınmazların kök muris …’den geldiği, yapılan taksim sonucu davalının dava dışı yerlerden hakkını almak suretiyle 184 ada 21 parsel sayılı taşınmazdaki hissesinden vazgeçtiği, bu parselin yarısının babası …’ye, yarısının da mirasçılardan …’na ait olduğu, 184 ada 3 parsel sayılı taşınmazda ise davalının miras hissesi oranında hak sahibi olması gerektiği iddiası ile dava açmıştır. Davalı ise taşınmazların harici ve rızai taksimde kendisine kaldığını savunmaktadır. Taşınmazların kök muris … …’dan kaldığı ve … terekesinin mirasçıları arasında taksim edildiği uyuşmazlık konusu değildir. Ancak davalının babası … Sağ olup, taraflar arasında mirasçılık ilişkisi bulunmadığı iddia, savunma ve dosya kapsamı ile belirlenmiş olduğuna göre uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözülmesi gerekir. Bu hususta yapılan araştırma yeterli değildir. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve tespit bilirkişileri katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve tanıklardan taksimin tarihi, taşınmazların taksim tarihinden itibaren kim ya da kimler tarafından ne suretle kullanıldığı, kullanıma ara verilip verilmediği sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de; taksim nedeniyle taraflar arasındaki ilişki müşterek mülkiyete dönüşmüş olup, dava da paya yönelik olduğundan davanın davacının payı ile sınırlı olarak kabulü ile kalan payların davalı üzerinde bırakılması gerekirken, bu yön göz ardı edilerek, davada taraf olmayan kişiler yararına hüküm kurulması da isabetsiz olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.04.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.