YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/638
KARAR NO : 2011/7183
KARAR TARİHİ : 15.11.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 160 ada 1 parsel sayılı 3336,68 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, Kadastro Kanunu’nun 16/A maddesine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli parselin Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın üzerinde halen sağlık ocağı bulunduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Taşınmaz sağlık ocağı ve bahçe vasfıyla … Köyü Tüzelkişiliği adına tespit edilmiş, Hazine sağlık ocağı ve arsanın kendilerine ait olduğunu iddia etmiştir. Taşınmazın başında yapılan keşifte dava konusu taşınmazın öncesi ile ilgili olarak komşu köyden dinlenen mahalli bilirkişilerden ikisi taşınmazın öncesi ve kullanım durumu ile bilgilerinin olmadığını beyan etmişler yerel bilirkişilerden İdris Arslan ise, sağlık ocağı binasını yapan… isimli kişiden taşınmazın … Köylüleri tarafından devlete bağışlandığını duyduğunu, başkaca bilgisi olmadığını belirtmiştir. Bir kısım tespit bilirkişilerinin beyanları da taşınmazın tamamının mı, yoksa sağlık ocağı binasının bulunduğu yerin mi devlete bağışlandığı konusunda kesin sonuca ulaşmaya elverişli bulunmamaktadır. Hal böyle olunca doğru sonuca ulaşmak için taşınmazın bulunduğu yeri ve öncesini, kullanım şeklini iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılmalı, taşınmazın sağlık ocağı yapılmak üzere devlete bağışlanıp bağışlanmadığı, bağışlanmış ise taşınmazın tamamının mı, yoksa bir bölümünün mü bağışlandığı, bağışlanan taşınmaz ya da taşınmaz bölümünde zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğü ayrıntılı biçimde sorulup saptanmalı, yerel bilirkişilerin sözleri ile tespit tutanağı içeriğinin çeliştiği sonucuna varılması halinde tespit bilirkişilerinin tümü, taşınmazın başında dinlenilmek suretiyle aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra toplanan deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.