YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7532
KARAR NO : 2011/9498
KARAR TARİHİ : 20.12.2011
MAHKEMESİ : İCRA MAHKEMESİ
Alacaklısını zarara sokmak kastiyle mevcudunu eksiltmek suçundan sanık …’ın İİK’nun 331, TCK’nun 62, 52/2, 51/a, 52/4. maddeleri gereğince 3.000,00 TL ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, diğer sanık …’ın beraatine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde sanık … müdafii ve şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiye dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Her ne kadar sanık …’ın alacaklısını zarara sokmak kastiyle … ilçesi Cumhuriyet Mahallesi 29 ada 2 Parsel 3 No’lu bağımsız bölümü 07.01.2009 tarihinde akrabası…’e devretmesine rağmen, müştekinin İİK’nun 347. maddesinde öngörülen her halde bir yıllık süre geçtikten sonra 18.02.2010 tarihindeki şikayeti süresinde değil ise de, aynı kasıt altında işyerini kayınbiraderi … …’e devrettiğine ilişkin şikayetin süresinde olması karşısında, sadece sanığın … …’e yaptığı ileri sürülen muvazaalı satış eyleminin suçun değerlendirilmesinde dikkate alınması sebebiyle, … …’e yapılan satış işlemi inceleme dışı bırakılmıştır. Diğer taraftan sanık müdafiinin 18.03.2010 tarihli celsede, işyerini devralan … …’in sanığın kayınbiraderi olduğunu beyan etmesi karşısında, taraflar arasındaki akrabalık ilişkisini gösteren nüfus kayıt örneğinin getirtilmemesi ile 15.02.2010 tarihli haciz sırasında borçlu tarafın haczedilen menkullerle ilgili olarak kira sözleşmesi bulunduğunu beyan etmesine ve kira sözleşmesini ibraz ettiğinin haciz tutanağına yazılmasına rağmen, söz konusu menkullerin haczine ilişkin açılan istihkak davasının … İcra Hukuk Mahkemesinin 1.4.2010 tarih, 2010/12 Esas ve 2010/16 sayılı Kararı ile reddi ile takibin devamına karar verilmiş olması nedeniyle kira sözleşmesinin muvazaalı olup olmadığının suçun oluşumunda öneminin bulunmaması nedeniyle bu husus noksanlık olarak değerlendirilmemiştir. Ancak;
1-Hükmün esasını oluşturan ve tefhimle geçerlilik kazanan kısa kararda sanığın isminin “Necmi”, gerekçeli kararın başlığında da “Necmettin”olarak gösterilmek suretiyle çelişkili hüküm kurulması ,
2- Anayasa’nın 141, CMK’nun 34, 230 ve 289/1-g maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin,
sanığın eyleminin ve suçun ne olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken bu ilkelere uyulmadan sanık … hakkında gerekçeden yoksun olarak hüküm kurulması,
Kabule göre de; 30.07.2003 gün ve 25184 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4949 sayılı İİK’nunda değişiklik yapılmasına Dair Kanun’un 99. maddesi ile İİK’nun 352. maddesine eklenen fıkra uyarınca dava ve cezanın İİK’nun 354. maddesinde yazılı sebeplerden düşeceğinin kararda belirtilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
İsabetsiz olup, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün kısmen istem gibi BOZULMASINA, 20.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.