YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7868
KARAR NO : 2011/10094
KARAR TARİHİ : 28.12.2011
MAHKEMESİ : … 15. İCRA MAHKEMESİ
Alacaklısını zarara sokmak kasdiyle mevcudunu eksiltmek, aczine kendi fiili ile sebebiyet vermek, ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastiyle ticarî işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödememesi, ticareti usulüne aykırı terk etmek ve sermaye şirketlerinde idare ve temsil ile görevlendirilmiş kimselerin şirketin iflasını istememeleri suçlarından sanık …’un beraatine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde müşteki vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının onama-bozma-düzeltilerek onama-bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: 1- Alacaklısını zarara sokmak kasdiyle mevcudunu eksiltmek, aczine kendi fiili ile sebebiyet vermek ve ticaret şirketlerinde hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olanların alacaklıları zarara uğratmak kastiyle ticarî işletmenin borçlarını kısmen veya tamamen ödememesi suçlarına yönelik olarak kurulan hükmün temyiz incelemesi sonunda;
Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere, yapılan yargılama ve uygulamada isabetsizlik bulunmadığına, şikayet dilekçesinde, sanığın hangi eylemiyle atılı suçları işlediği somut olarak belirtilmemiş olup, İİK’nun 351. maddesindeki, şikayetçinin dilekçe veya beyanında göstermiş olduğu delillerle bağlı olduğuna ilişkin düzenleme dikkate alındığında, hakimin re’sen araştırma zorunluluğunun bulunmamasına göre, yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün İİK.’nun 366. maddesi uyarınca ONANMASINA,
2- Ticareti usulüne aykırı terk etmek suçuna yönelik olarak yapılan temyiz incelemesi sonunda;
… … Vergi Dairesi Müdürlüğünün 23.12.2009 tarihli yazısı ile borçlu işyerinin 31.12.2007 tarihi itibariyle ticareti re’sen terk işleminin yapıldığının bildirilmesi ve müşteki vekilinin, İİK’nun 347. maddesinde öngörülen üç ay ve her halde bir yıllık süreler geçtikten sonra 1.3.2009 tarihinde şikayette bulunması nedeniyle şikayet hakkının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sanığın beraatine karar verilmesi yasaya aykırı olup, hükmün bu nedenle BOZULMASINA, ancak bu durum yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasından “….sanığın beraatine” kısmı çıkartılarak, yerine “….İİK’nun 347. maddesi gereğince müştekinin şikayet hakkının düşürülmesine” ifadesi yazılmak suretiyle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesi gereğince hükmün istem gibi düzeltilerek ONANMASINA,
3- Sermaye şirketlerinde idare ve temsil ile görevlendirilmiş kimseler veya tasfiye memurlarının şirketin iflasını istememek suçuna yönelik olarak yapılan temyiz incelemesi sonunda;
Sanığa isnat edilen suçun oluşup oluşmadığının anlaşılabilmesi için öncelikle, İİK’nun 179. ve TTK’nun 324. maddesinde öngörülen koşullarda şirketin aktif ve pasif durumunun belirlenmesini müteakip, iflasının istenmesinin şartlarının doğup doğmadığı saptanmalıdır. Mahkemece borçlu şirkete ait ticari defterler, bilançolar ve banka hesapları üzerinde birlikte bilirkişi incelemesi yaptırılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken, eksik inceleme ve yanlış gerekçe yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün istem gibi BOZULMASINA, 28.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.