Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/7976 E. 2012/5737 K. 26.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7976
KARAR NO : 2012/5737
KARAR TARİHİ : 26.06.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen 12.07.2011 gün ve saatte temyiz eden davalı … vs. vekili Avukat … ile …geldi. Aleyhine temyiz istenilen taraftan gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
1955 yılında 5602 sayılı Yasa uyarınca yapılan kadastro sırasında 9, 11, 21 ve 75 parsel sayılı 41.800, 84.200, 53.400 ve 129.400 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, tapu kayıtları ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … oğlu Keleş mirasçıları adına tespit edilmiştir. Davacı … tutanaklara itiraz yoluyla haricen satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında …. le … ve diğerleri davaya katılmıştır. Mahkeme yapılan yargılama sonunda davacı … ile katılan … ’in davasının kabulüne, katılan … ve diğerlerinin davalarının reddine, çekişmeli 9, 11, 21 ve 75 parsel sayılı taşınmazların 1/2 payının davacı … adına, 1/2 payının … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, katılan … mirasçısı … ile Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 05.10.1994 tarihli veraset ilamına göre Sadun oğlu Keleş mirasçıları oldukları hüküm altına alınan Selahattin Şimşek ve müşterekleri vekili, Tapulama Mahkemesince düzenlenen 22.04.1977 tarihli veraset ilamına göre Sadun oğlu Keleş mirasçıları oldukları hüküm altına alınan İbrahim Basılgan mirasçılarından Yaşar Basılgan ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; davacı tarafın itiraz nedenini oluşturan tespit gününden önceki harici satın alma olgusunun ispat edilemediği ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-b maddesi uyarınca edinme koşullarının oluşmadığı; kadastro tespitlerinin dayanağını oluşturan tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara aidiyeti hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı gibi bu hususun keşfen de saptandığı, tapu kayıtları malikinin Sadun oğlu Keleş olup mirasçılarının hükmen belirlendiği; davacı … ve kardeşi …’nin çekişmeli taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerinin, şekli ve süresine göre, lehlerine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-c maddesinde öngörülen edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek karar verilmiş ise de; mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı taraf satın almaya ve 14.12.1955 tarihli senede dayanmıştır. Anılan senette satıcı olarak, Keleş oğlu Süleyman’ın karısı… ile çocukları …,…, … ve …gözükmektedir. Karar tarihinde geçerli olan Batman Sulh Hukuk Mahkemesinin 05.10.1994 tarih ve 1992/106 Esas-1994/224 Karar sayılı veraset ilamında Keleş oğlu Süleyman ile çocukları…, … …ve … mirasçı olarak görünmemektedir. Mahkemece bu çelişki üzerinde durularak, bu çelişkinin giderilmesine çalışılmamıştır. 14.12.1955 tarihli senet metni açık ve anlaşılır olmamakla birlikte, çekişmeli taşınmazlardan iki adedinin senet tarihinde, diğer ikisinin ise senet tarihinden (3) yıl önce satışa konu olduğu anlaşılmaktadır. Bu hususta keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğan çelişki de giderilmediğinden, mahkemenin 3402 sayılı Yasa’nın 13/B-c maddesinde öngörülen koşullarının davacı taraf yararına gerçekleştiğine ilişkin kabulünde de isabet bulunmamaktadır. Zira; sözü edilen yasa maddesi uyarınca tapu kaydının zilyedi yararına hukuki değerini kaybettiğinden söz edilebilmesi için diğer koşullar yanında zilyedin çekişmeli taşınmaz üzerinde kayıt malikinin ölümünden sonra 20 yıl süre ile çekişmesiz ve aralıksız malik sıfatıyla zilyetliğinin bulunması gerekir. Bu şekilde zilyet bulunan kişi ise, daha sonra tapu kaydı mirasçıları ile satın alma senedi düzenlemekle, onların üstün hakkını tanıyıp, onların akdi halefi konumuna gelir. Mahkemece bu hususta da değerlendirme yapılmadan karar verilmiştir. Eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile karar verilemez. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; tarafların her bir taşınmaz yönünden iddia ve savunmalar ile varsa bildirecekleri tüm delilleri sorulup saptandıktan ve varsa yeni delilleri dosya içine getirtildikten sonra mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte; yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazların hangi tarihten beri, kim tarafından ve hangi sıfatla kullanıldığı, taraflar arasındaki akdi ve irsi ilişkilerin neler olduğu, davacı tarafın çekişmeli taşınmazlar üzerindeki zilyetliğinin ne zaman ve ne sıfatla başladığı, bu zilyetlik kiracı sıfatıyla değil, malik sıfatıyla başlamışsa 14.12.1955 tarihli senedin neden ve ne amaçla düzenlendiği, bu senette satıcı olarak görünen kişilerin kimler oldukları davacı tarafın çekişmeli taşınmaz üzerindeki zilyetliği malik sıfatıyla başlamış ve devam ediyorsa, tutanaklarda bu yöne ilişkin bir açıklamanın neden olmadığı gibi hususlar tek tek ve olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalıdır. Aynı şekilde, tarafların dayanaklarını oluşturan tapu kayıtları ve senetler de yöntemince mahalline uygulanarak kapsamları belirlenmelidir. Uzman fen bilirkişisinden yapılacak kayıt uygulamalarını gösterir, kayıt kapsamları ve gösterilen sınırlar işaretli ayrıntılı rapor alınmalıdır. Bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek, kadastro tespit günü itibariyle kim veya kimler yararına ve hangi hukuki nedenlerle edinme koşullarının oluşacağı tartışılıp değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 825.00 TL. vekalet ücretinin aleyhine temyiz olunan taraftan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren temyiz eden tarafa verilmesine, 26.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.