Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/8022 E. 2012/5362 K. 14.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8022
KARAR NO : 2012/5362
KARAR TARİHİ : 14.06.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 1941 parsel sayılı 1020 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve zilyedi yararına edinme koşullarının gerçekleşmediği belirtilerek Hazine adına tespit edilmiştir. Kadastro Komisyonunca …’un kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanan itirazının kabulüne, taşınmazın … adına tespitine karar verilmesi üzerine Hazine ilk tespit nedenine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında …, taşınmazı kadastro tespitinden sonra davalı …’tan satın aldığını ve zilyet olduğunu ileri sürerek davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda Hazine’nin davasının reddine, müdahilin davasının kabulüne, çekişmeli parselin müdahil adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, kadastro tespiti 1970 yılında yapılan çekişmeli taşınmazın öncesinin mera ve harman yeri olmadığı ve taşınmazın, tespit maliki … tarafından 1963 yılında kullanılmaya başlandığı tarihten, 1977 yılında müdahil … tarafından satın alındığı tarihe kadar müdahil lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun olmadığı gibi yapılan araştırma ve inceleme de hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Hazine, tespit tarihi itibariyle taşınmaz üzerinde davalı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşmediği iddiası ile dava açtığı halde, mahkemece bu konuda araştırma ve değerlendirme yapılmadan, Kadastro Komisyonu incelemesi sırasında dinlenilen tanıklar ile yargılama sırasında dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmiş olması isabetsiz olduğu gibi, davaya müdahil olan …’ın davası kadastro tespitinden sonra doğan hakka dayandığı halde, bu nitelikteki davaların Kadastro Mahkemesinde görülmesinin mümkün olmadığından katılanın davası yönünden davaya bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu da göz ardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, 14.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.