YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8067
KARAR NO : 2012/477
KARAR TARİHİ : 31.01.2012
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Davacı tarafça genel kadastro ile oluşan tapu kaydının iptali ve tescil istemi ile tapu kaydına dayanılarak açılan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden davacı … ile aleyhine temyiz istenilen Hazine vekili Avukat … geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 106 ada 23 parsel sayılı 10769.14 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 106 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kayıt miktar fazlası ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki ham toprak niteliğindeki yerlerden olması nedeniyle Hazine adına tespit edilmiş; kadastro tespiti 16.01.1996 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı … 03.08.2010 tarihli dava dilekçesi ile tapu kaydı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli taşınmazın yaklaşık 2000 m2 bölümünün tapu kaydının iptali ve adına tescil istemiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında çekişmeli taşınmazın tamamının tapu kaydının iptali ve adına tescil istemiyle davasını ıslah etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi uyarınca; kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere, tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz edilemez ve dava açılamaz. Çekişmeli 106 ada 23 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti, davacı ve Hazine arasında görülen dava sonucunda hükmen 16.01.1996 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı 03.08.2010 tarihli dava dilekçesi ile aynı iddialara dayanarak dava açmıştır. Kadastro tutanağının kesinleşmesine esas olan Ardanuç Kadastro Mahkemesinin 26.11.1991 tarih 1990/139 Esas, 1991/90 karar sayılı ilamının taraflar arasında kesin hükmü oluşturduğu açık olup mahkemenin bu yöne ilişkin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 16.01.1996 tarihi ile dava tarihi olan 03.08.2010 günü arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü süre geçtiği halde karar gerekçesine bu hususa değinilmediği anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde düzenlenen on yıllık süre, hak düşürücü nitelikte bulunduğundan dava şartı olarak mahkemece re’sen gözetilmesi
zorunudur. Bu durumda; mahkemece davanın öncelikle dava şartı olan hak düşürücü sürenin geçmiş bulunması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, gerekçede yazılı olduğu gibi kesin hükümden reddine karar verilmesinde isabet bulunmamakta ise de sonucu itibariyle doğru bulunan hükmün, gerekçesi düzeltilerek ONANMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 900.00 TL. vekalet ücretinin temyiz eden davacıdan alınarak duruşmada kendisini vekil ile temsil ettiren davalı tarafa verilmesine, 31.01.2012 gününde oybirliğiyle duruşmada karar verildi.