YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8477
KARAR NO : 2012/423
KARAR TARİHİ : 30.01.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 163 ada 6 parsel sayılı 1923,86 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine temsilcisi, tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kaldığının kanıtlanamadığı gerekçesi ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Davacı Hazine temsilcisi, duruşmada 03.03.1971 tarih ve 58 yevmiye numaralı tapu kaydına dayandıklarını belirtmiş, sıra numarası bildirilmediği için davacı tarafın tapu kaydının bulunmadığı kabul edilerek uygulama buna göre yapılmış, davacı Hazine temsilcisine tapu kaydının sıra numarasını bildirmek üzere ayrıca süre verilmemiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı Hazinenin dayandığı 03.03.1971 tarih ve 58 yevmiye numaralı kayıtlardan dava konusu taşınmaza ait olduğunu iddia ettiği tapu kaydının sıra numarasını bildirmesi için süre verilerek bildirdiğinde tapu kaydı ve varsa dayanağı belgeler ile haritası getirtilmeli, bundan sonra taşınmaz başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında tarafların dayandıkları tapu kayıtları 3402 sayılı Yasa’nın 20. maddesinde belirtilen esaslar çerçevesinde yerel bilirkişi aracılığı ile yöntemince uygulanmalı, tapu kayıtlarının kapsamları kesin olarak belirlenmeli, tapu kayıtlarının iç içe geçmeleri halinde davalı tarafın dayandığı tapu kaydının Hazinenin taraf olduğu tescil ilamı ile oluşmuş olması nedeni ile Hazine yönünden bağlayıcı olup kesin hüküm teşkil edeceği göz önünde bulundurulmalı, taşınmazın kısmen ya da tamamen davalı taraf tapu kaydının dışında Hazine tapu kaydının kapsamında kalması halinde taşınmazın öncesinin kaçak ve yitik kişilerden kalan yerlerden olup olmadığı konusunda yerel bilirkişi ve tanıkların ayrıntılı beyanları alınmalı, aynı gün temyiz incelemesi yapılan benzer dosyalar içerisinde bulunan belgeler gibi Hazinenin tapu kaydının dayanağı olan belgeler içerisinde mevcut tutanaklar var ise bu tutanaklarda bilirkişi ve tanık olarak dinlenen kişilerin hayatta olduklarının anlaşılması halinde bu kişiler tanık sıfatı ile çağrılıp dinlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu
2011/8477-2012/423
yön gözardı edilerek, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 30.01.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.