Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/8480 E. 2012/426 K. 30.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8480
KARAR NO : 2012/426
KARAR TARİHİ : 30.01.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 159 ada 20 parsel sayılı 1224,90 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı Abdülkadir Adıyaman adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine temsilcisi, tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kaldığının kanıtlanamadığı gerekçesi ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı Hazine, tapu kaydına dayanmış ve keşif sırasında Mart 1971 tarih 33 sıra numaralı tapu senedi örneği ile krokisini ibraz etmiştir. Ne var ki, mahkemece söz konusu tapu kaydının tesis ve tedavülleri ile tesisine ilişkin kayıt ve belgeler Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulmamış, kayıt keşif sırasında yöntemince uygulanmamıştır. Eksik incelemeyle hüküm kurulamaz. Hal böyle olunca, öncelikle Hazinenin tutunduğu tapu kaydı tesis, tedavül ve haritaları ile oluşum belgeleriyle birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenerek getirtilmelidir. Bundan sonra mahallinde elverdiğince yaşlı, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve tüm tespit bilirkişileri de hazır olduğu halde, yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında Hazinenin dayandığı tapu kaydı 3402 sayılı Yasa’nın 20. maddesinde belirtilen esaslar çerçevesinde yerel bilirkişi aracılığı ile yöntemince uygulanmalı, çekişmeli taşınmazı kapsayıp kapsamadığı belirlenmeli, taşınmazın Hazine tapu kaydının kapsamında kalması halinde taşınmazın öncesinin kaçak ve yitik kişilerden kalan yerlerden olup olmadığı konusunda yerel bilirkişiler ve tanıklarından olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, Hazinenin tapu kaydının dayanağını oluşturan belgelerden 06.07.1968 tarihli tutanakta bilirkişi olarak görev alan … , … ve …’ın hayatta olduklarının anlaşılması halinde, bu kişiler de çağrılarak tanık sıfatı ile dinlenilmeli, davalı dayanağı tapu kaydının haritasının uygulama kabiliyetinin bulunmaması durumunda mahalli bilirkişilerden tapu kaydının hudutları zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, çekişmeli taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı
maddi olaylara dayalı olarak sorulmalı, taşınmazın Hazine tapusu kapsamında kaldığının anlaşılması halinde davacı Hazine dayanağı tapu kaydının ihdasına kadar tapu kapsamında kalmıyorsa kadastro tespit gününe kadar, davacı yararına zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği açıklığa kavuşturulmalı, teknik bilirkişiye uygulanan tapu kaydının haritasının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmelidir. Bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 30.01.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.