Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/8828 E. 2011/10058 K. 28.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8828
KARAR NO : 2011/10058
KARAR TARİHİ : 28.12.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 117 ada 153 parsel sayılı 8659.52 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadimden beri mera olarak kullanılması, Toprak Tevzi Komisyonu tutanak ve haritası ile Kadastro Müdürlüğünün mera komisyon karar ve krokisinde mera olarak sınırlandırılması nedeniyle mera vasfıyla orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Davacı yasal süresi içinde satın alma, tapu kaydı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişme konusu 117 ada 153 sayılı parselin teknik bilirkişinin rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 5000 metrekarelik bölümünün davacı … ile … adına eşit paylar oranında tesciline, krokide (B) ve (D) harfleri ile gösterilen 3659.52 metrekarelik bölümünün tespit gibi mera vasfıyla kamu orta malı olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının taşınmazın krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölümünü kapsadığı, miktar fazlasının ise mera vasfında olması nedeniyle zilyetlikle iktisap edilecek yerlerden olmadığı kabul edilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz 1962 yılında yapılan Toprak Tevzi çalışmalarında 515 parsel altında mera vasfıyla tespit edilmiştir. Davacıların dayandığı 10.06.1970 tarih ve 184 sıra numaralı 5000 metrekare yüzölçümündeki ve bayileri Muşir Sarı adına oluşan tapu kaydının ilk tesisinde 10.12.1962 tarih ve 297 sıra numarası ile komisyonun 697 sayılı parseli olarak Hazine adına 4753 sayılı yasa uyarınca oluştuğu ve haritasının bulunduğu anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi gereğince kayıt ve belgeler, harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, harita, plan ve krokideki sınırlara itibar olunur. Taşınmaz başında yapılan keşif sonunda dosyaya ibraz edilen fen bilirkişi rapor ve krokisinde çekişmeli 117 ada 153 sayılı parselin (A) harfi ile gösterilen 5000 metrekarelik bölümünün Toprak Tevzi Komisyonunca 515 sayılı, mera olarak bırakılan parsel içinde kaldığı, komisyonun 697 sayılı parselinde ise taşınmazın sadece (C) harfi ile gösterilen
201.862 metrekarelik bölümünün kaldığı belirtilmiş, rapor krokisinde de toprak tevzi paftası ile kadastro paftası sınırlarına göre, davacılar adına tescil edilen (A) bölümü davacıların dayandığı komisyonun 697 sayılı parseli dışında, 515 sayılı mera parseli içinde gösterilmiştir. Rapora göre komisyonun 697 sayılı parseli kadastronun 117 ada 30 sayılı parseline tekabül ettiğinden, bu parselin getirtilen tutanak ve tapu kayıt örneğine göre 8895 metrekare yüzölçümü ile davacılar Muhlis ve … adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacıların dayandığı tapu kaydının 117 ada 52 sayılı parsele revizyon gördüğü belirtilmiş ise de; 117 ada 52 sayılı parselin kadastro tespit tutanağı suretinden bu parsele her hangi bir tapu kaydının uygulanmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda fen bilirkişisinin raporu ile mahkemenin kabulü birbiri ile çelişmektedir. Hal böyle olunca doğru sonuca varılabilmesi için, komşu köyde ikamet eden ve taşınmazı iyi bilen, elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişiler, tanıklar, üç kişilik fen bilirkişi katılımı ile taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte yerel bilirkişiler yardımı ve fen bilirkişiler eli ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesine göre davacı tarafın tapu kaydının dayanağını oluşturan tevzi haritası ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenerek ve zemine çakıştırmak suretiyle uygulanmalı, tapu kaydının kapsamı krokisine göre belirlenmeli, fen bilirkişi heyetinden tapu kaydı uygulamasını ve kapsamını gösterir ayrıntılı krokili rapor alınmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.