YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1174
KARAR NO : 2012/4709
KARAR TARİHİ : 29.05.2012
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR 1. İCRA MAHKEMESİ
Ticareti terk hükümlerine muhalefet etmek ve sermaye şirketlerinde idare ve temsil ile görevlendirilmiş kimselerin şirketin iflasını istememeleri suçundan sanıklar … ve …’in ticareti terk yönünden davanın reddine, İİK’nun 345/a maddesi gereğince beraatlerine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının onama-bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
1- Ticareti terk hükümlerine muhalefet etmek suçundan dolayı kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
a) Sanıkların üzerine atılı ticareti terk suçu İcra ve İflas Kanununun 16.Bap, 337/a maddesinde düzelenmiştir. Diğer taraftan aynı Kanunun 346. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara icra mahkemesinde bakılır.” hükmü ile 349. maddesinin birinci fıkrasında şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla icra mahkemesine yapılacağına ilişkin düzenlemeler karşısında davanın iddianame ile açılmasının kamu davası niteliği kazandırmayacağı gibi, şikayetçi vekilinin tüm duruşmalara katıldığı ve oturumlarda şikayetinin devam ettiğini bildirdiği gözetildiğinde, yargılamaya devamla davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken iddianame ile açılması nedeniyle usulüne uygun dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi,
b) Ticareti terk suçu aynı işyeri ile ilgili olarak ancak bir kez işlenebilen bir suç olup, Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sebebi ile öğrenilen atılı suçu ve tarafları aynı olan Eskişehir 1. İcra Mahkemesinin 2006/5439 esas sayılı dava dosyasının, bulunduğunun anlaşılması nedeniyle, suçun tek suç olup olmadığı veya sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasının gerekip gerekmeyeceği hususlarının tartışılıp değerlendirilmesi için dosyaların birleştirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2) Sermaye şirketlerinde idare ve temsil ile görevlendirilmiş kimselerin şirketin iflasını istememeleri suçundan dolayı kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde,
a) Sanıklardan … hakkında verilen hükmün temyiz incelemesi sonunda;
Dosya içeriğine, toplanan delillere göre yapılan yargılama ve uygulamada isabetsizlik bulunmadığı ve Eskişehir Ticaret Sicil Memurluğunun 03.05.2007 tarih ve 5162 sayılı yazısı ekinde gönderilen Türkiye ticaret sicili gazetelerinin incelenmesinde sanık …’in şirketin yetkili temsilcisi olmadığı anlaşıldığından yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün İİK’nun 366. maddesi uyarınca istem gibi ONANMASINA,
b) Sanıklardan …. hakkında verilen hükmün temyiz incelemesi sonunda;
Sermaye şirketinin iflasını istememe suçu, aynı işyeri ile ilgili olarak ancak bir kez işlenebilen bir suç olup, adı geçen sanık hakkında atılı suçtan dolayı aynı mahkemenin 2006/5439 Esas sayılı dosya ile yargılama yapıldığının anlaşılması karşısında, eylemin tek suç olup olmadığı veya sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasının gerekip gerekmeyeceği hususlarının tartışılıp değerlendirilmesi için dosyaların birleştirilmesi gerektiğinin gözetilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün istem gibi BOZULMASINA, 29.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.