YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1304
KARAR NO : 2012/4919
KARAR TARİHİ : 05.06.2012
MAHKEMESİ : MERSİN 2. İCRA MAHKEMESİ
Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan sanık …’ın İİK 338 maddesi gereğince 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde sanık müdafii tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık müdafii tarafından dosyaya sunulan 28.12.2011 havale tarihli sanık savunmasını havi dilekçede takip konusu senedin bedel kısmında tahrifat yapıldığının ve bu sebeple şikayet üzerine Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2011/6881 Soruşturma sayılı dosyası üzerinden yürütülen bir soruşturmanın bulunduğunun, ayrıca menfi tespit davası da açılacağının bildirilmesine ve talimatla 14.02.2011 tarihinde savunması alınan sanık tarafından verilen tarihsiz dilekçede de takip konusu senedin sahte olduğunun beyan edilmesine rağmen ve sanık müdafii tarafından verilen ek temyiz dilekçesi ve tebliğnameye karşı cevap dilekçesi içeriklerine göre de müştekinin Mersin 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.01.2012 tarih ve 2011/592 esas, 2012/72 sayılı kararı ile resmi evrakta sahtecilik suçundan sonuç olarak 1 yıl 8 ay hapis cezası aldığı ve verilen cezanın ertelendiğinin ve yine sanık tarafından 07.04.2011 tarihinde açılan ve Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/109 Esas sayılı dosyası üzerinden devam etmekte olan bir menfi tespit davasının da bulunduğunun anlaşılmasına göre bu konuda hiçbir araştırma yapılmadan ve belirtilen davaların varlığının saptanması halinde kesinleşmesi beklenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı gerekçe ile sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş olması,
Kabule göre de;
1- İİK’nun 354. maddesinin şikayetten vazgeçme halinde de uygulanacağının karar yerinde gösterilmemesi,
2- Duruşmaya gelmeyen sanık kendisini müdafii ile temsil ettirmiş olmasına göre, en son sözün sanık müdafiine verilmemesi suretiyle CMK’nun 216/3. maddesine aykırı davranılması,
İsabetsiz olup, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün istem gibi BOZULMASINA, 05.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.