YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2106
KARAR NO : 2012/4761
KARAR TARİHİ : 31.05.2012
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Davacı tarafça genel kadastro ile oluşan tapu kaydının iptali ve tescil istemi ile tapu kaydına dayanılarak açılan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Dava konusu, … Köyü çalışma alanında bulunan taşınmazlardan kadastro sırasında irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile dava konusu 1725 parsel sayılı 5050 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davalı …, 1726 parsel sayılı 5500 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ölü olduğu tutanağın beyanlar hanesine şerh verilerek davalı …, 1733 parsel sayılı 6600 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davalı … ve 1734 parsel sayılı 3100 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davalı … adlarına, 1729 parsel sayılı 7700 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı …, 1727 parsel sayılı 15100 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı ve irsen intikal nedeni ile paylı olarak davalılar … ve müşterekleri adlarına tespit ve tescil edilmiş; 1735 parsel sayılı 6150 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile … … adına tespit ve tescil edilmiş iken 21.10.1991 tarihinde satış suretiyle …’e intikal etmiştir. Davacı Hazine, tapu kaydına dayanarak taşınmazların Hazine adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı Hazine’nin dayanağı olan tapu kayıtlarının taşınmazları kapsamadığı ve çekişmeli taşınmazlar üzerinde davalıların mülkiyet haklarına engel teşkil edecek bir durumun bulunmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Ancak, mahkemece, Hazine’nin dayanağı olan tapu kayıtları ile dava konusu taşınmazlardan 1727 sayılı parselin tespitine esas tapu kaydı yöntemince uygulanarak kapsamları belirlenmemiş, keşifte tek bir mahalli bilirkişi dinlenmesi ile yetinilmiş ve taşınmazların niteliği konusunda zirai bilirkişiden rapor alınmamıştır. Yine çekişmeli taşınmazlardan 1729 sayılı parsel hakkında Hasbi Aktaş tarafından 11.06.1984 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde Hazine ve Çokradan Belediyesi aleyhine açılan ve yargılama aşamasında Halit Aktaş’ın da katıldığı tescil davası Kadastro Mahkemesine aktarıldığı, mahkemece 11.12.1996 tarihinde taşınmazın katılan … adına tesciline karar verildiği ve karar temyiz edilmeksizin 02.10.1998 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığı halde, bu davanın taraflar arasında kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağı da tartışılmamıştır. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. O halde, sağlıklı sonuca varılabilmesi için davacı Hazine tarafından dayanılan tapu kayıtları ile 1727 sayılı parselin tespitine esas tapu kaydı tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ve varsa haritaları ile çekişmeli taşınmazlara komşu parsellerin onaylı tutanak suretleri ve dayanağı olan kayıt ve belgeler tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilip, dosya tamamlandıktan sonra mahallinde elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarının katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında tesislerinden itibaren tüm tedavülleriyle tapu kayıtları ve dayanakları olan tüm belgeler okunup, kayıtlarda yazılı sınırlar yerel bilirkişilerce zeminde tek tek göstertilmeli, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce gösterilemeyen sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı; bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdiği sınırlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli; tapu kayıtlarının kapsamı kesin olarak belirlenmeli, 1727 sayılı parselin tespitine esas tapu kaydı ile davacı Hazine’nin dayanağı olan tapu kaydının içiçe girmesi halinde hangisine üstünlük tanınacağı tartışılmalı; yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinin beyanları arasında çelişki doğduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeli; keşfe götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir biçimde kroki düzenlettirilmeli, taşınmazların tapu kayıtları kapsamı dışında kalmaları halinde, geçmişte ne durumda bulundukları, kime ait oldukları, kimden nasıl intikal ettikleri, kim tarafından, ne zamandan beri ne suretle kullanıldıkları, öncelerinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmaları halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmedikleri, varsa ihyanın hangi tarihte başlayıp, ne zaman bitirildiği hususunda yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, sözlerinin tutanaklardaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, ziraat mühendisi bilirkişiden taşınmazların tarımsal niteliğini bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı, çekişmeli taşınmazların toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve tarımsal niteliğini belirtir, çekişmeli taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalı; mahkemenin taşınmazların konumu ve niteliğine, kullanım biçimine ilişkin gözlemi tutanağa geçirilmeli; 1729 sayılı parsel hakkında Kadastro Mahkemesinde görülüp kesinleşen davanın, taraflar arasında kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağı tartışılmalı; gerektiğinde davalıların belgesiz olarak aynı çalışma alanı içinde edinilebilecek taşınmaz miktarı yönünden de araştırma yapılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 31.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.