YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2741
KARAR NO : 2012/4035
KARAR TARİHİ : 07.05.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 147 ada 26 parsel sayılı 269.38 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı … , taşınmaz üzerindeki samanlığın davalıya ait olduğu; samanlığın önündeki boşluğun ise kendisine, davalıya ve …’ya ait müşterek harman yeri olduğu iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişme konusu 147 ada 26 sayılı parselin teknik bilirkişilerin rapor ve krokisinde kırmızı ile gösterilen 155.58 metrekarelik bölümünün ifrazı ile ayrı parsel numarası ile ve harman yeri vasfıyla davacı … , davalı … ve … mirasçıları adlarına eşit paylarla tesciline, kalan 113.80 metrekarelik bölümünün ise davalı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazın (A) bölümünün davacı … , davalı … ve dava dışı …’nın 50-60 yıldır irsen intikal ile eşit paylarla müşterek malik oldukları harman yeri olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; mahkemenin kabulü dosya kapsamına uygun olmadığı gibi yapılan araştırma, inceleme ve uygulama da hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Kadastro tespitine aykırı sonuca varıldığı halde tüm tespit bilirkişileri dinlenilmek suretiyle aykırılığın giderilmesine çalışılmadığı gibi, aynı davacının bitişikteki dava dışı 141 ada 25 sayılı parsel hakkında aynı nedenle açtığı Kadastro Mahkemesinin 2010/ 122 Esas, 2011/190 Karar sayılı dosyasında görülen davada yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda çekişme konusu 147 ada 26 sayılı parselde müşterek kullanılan bölüm (C) harfi ile 62.08 metrekare olarak yeşil ile taralı bu dosyada ise bu bölüm (A) harfi ile 155.58 metrekare olarak gösterildiği halde, beyanlar ve raporlar arasındaki bu çelişki de giderilmemiştir. Hal böyle olunca, doğru sonuca varılabilmesi için önceki keşifte ve mahkemenin 2010/122 Esas sayılı dosyasında dinlenilen yerel bilirkişiler, tanıklar ve tüm tespit bilirkişilerinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, taşınmazın müştereken kullanılan bölümünün dava önceki keşif ve raporlarda (A) harfi ile gösterilen 155.58 metrekarelik bölüm mü, yoksa mahkemenin 2010/122 Esas sayılı dosyasındaki raporda (C) harfi ile yeşil ile taranarak gösterilen 62.08 metrekarelik bölümü mü olduğu, dava edilen bölümün öncesinin kime ait olduğu, kimden kime intikal ettiği ve kim tarafından ne zamandan beri, ne suretle kullanıldığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasındaki çelişkiler yüzleşme yapılmak suretiyle giderilmeli, toplanan delillerin tutanağın edinme sebebindeki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre ve davacının payı ile sınırlı olarak karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, olayda 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30. Maddesine göre re’sen malik belirlenmesini gerektiren bir durum olmadığı halde; davaları olmayan ve açılan davaya yöntemince katılmayan dava dışı … mirasçılarına da pay verilecek şekilde hüküm kurulması da isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 07.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.