Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2012/3715 E. 2012/7326 K. 28.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3715
KARAR NO : 2012/7326
KARAR TARİHİ : 28.09.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında Bozburun Beldesi çalışma alanı içerisindeki 335 ada 23 parsel sayılı 2202,96 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek Kadastro Kanunu’nun 18/1. maddesi gereğince taşınmazın Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli parselin davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın imar ve ihya edilerek tarım arazisi niteliğine dönüştürülmediği ve taşınmaz üzerinde davalı yararına zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleşmediği kabul edilerek davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuşsa da, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dosyaya sunulmuş uzman jeolog bilirkişi raporu ile ziraat bilirkişisi raporlarının taşınmazın imar ve ihya durumuna ilişkin tespitleri birbirleriyle çelişmektedir. Jeoloji bilirkişisi raporunda, çekişmeli taşınmazın imar ve ihyasının tamamlanmadığını ve zirai kullanıma uygun olmadığı belirtilmişken; ziraat bilirkişisi, çekişmeli taşınmazın imar ve ihyasının kadastro tespitinden 25-30 yıl önce tamamlandığını ve taşınmazın kıraç tarla niteliğinde kadim ziraat arazisi olduğunu belirtmiştir. Yapılan keşifte yerel bilirkişiler ve tanıklar tarafından da dava konusu taşınmazın uzun yıllardır tarım arazisi olarak kullanıldığı belirtilmektedir. Bu beyanlar da uzman jeolog bilirkişi raporu ile çeliştiği halde çelişkiler giderilmeden, jeoloji bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmiştir. Bu şekilde yetersiz araştırma, inceleme ve uygulama ile karar verilemez. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; üçer kişiden oluşacak ziraatçi ve jeolog bilirkişi kurulu hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalı, sözü edilen bilirkişi kurullarından ayrı ayrı çekişmeli taşınmazın toprak yapısı ile tarımsal niteliğini bildiren, taşınmazın imar ve ihyaya konu olup olmadığı ile imar ve ihyasının ne zaman tamamlandığını, çekişmeli taşınmazın ne kadar zamandır tarım arazisi olarak kullanıldığını açıklayan, kıyı ile ilgisini belirleyen, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı değerlendirmeyi içeren nitelikte ayrıntılı rapor alınmalıdır. Keşifte hazır olacak mahalli bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi hususlarında olaylara dayalı bilgi alınmalı, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, tespite aykırı bir
sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek çelişkiler giderilmeli, bundan sonra hasıl olacak sonucu göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz, davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.