YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4791
KARAR NO : 2012/5825
KARAR TARİHİ : 29.06.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında Kale Köyü çalışma alanında bulunan 235 ada 18, 19, 20 parsel sayılı 4942.62, 2278.97, 2608.27 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 235 ada 18 sayılı parsel davacı …, 235 ada 19 sayılı parsel davalı …, 235 ada 20 sayılı parsel davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, kendisi adına tespit edilen 18 sayılı parselin bir bölümünün 19 sayılı parsel içinde kaldığını ileri sürerek ve harici taksim sırasında taşınmazların içinden evlerine ve arazilerine gitmek için ayırdıkları yolun müşterek yol olarak tespiti istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalılar … ve …’e yönelik davanın açılmamış sayılmasına, Bozkır Kadastro Müdürlüğüne yönelik davanın husumet yönünden reddine, çekişme konusu 235 ada 18, 19, 20 sayılı parsellerin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafa verilen kesin sürede delillerini bildirmediğinden 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28/2. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de verilen karar dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davacı, dava dilekçesinde” davalılar ile aralarında yapmış oldukları harici taksimde arazilerinden geçen müşterek yol bıraktıkları ve yine taksime göre çekişme konusu 19 sayılı parselin kendi adına tespit gören 18 sayılı parselin sınırına tecavüzünün bulunduğu” iddiasına dayanarak harici taksim sebebine dayanmıştır. Yine dava dilekçesinde sübut delilleri olarak “kadastro tutanakları, keşif, tanık beyanları” denmek suretiyle delillerinin neler olduğunu ve dinletmek istedikleri tanıklarının da … ve … olduğu belirtilerek ayrıca tanık isimlerini de dilekçesine ekli olarak bildirmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28/2. maddesinde sözü edilen “deliller” için yeterli bulunmaktadır. Kadastro Mahkemelerinde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 409. maddesinin uygulama yeri bulunmadığından davacının duruşmaya katılma zorunluluğu da yoktur. Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş, tarafların gösterdikleri ve gösterecekleri delillerin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir. Mahkemece, davacı taraf dava dilekçesi ile delillerini bildirdiği halde 3402 sayılı Yasanın 28/2. maddesine yanlış anlam yüklenerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 29.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.