YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4829
KARAR NO : 2012/7033
KARAR TARİHİ : 25.09.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında Uran Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 137 parsel ve 130 ada 2 parsel sayılı 672,19 ve 327,70 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazların kaçak ve yitik kişilerden intikal etmesi nedeniyle toprak tevzi komisyonunca bölgede oluşturulan tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli 101 ada 137 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline; çekişmeli 130 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 288,32 m2’lik kısmının tespitinin iptali ile Hazine adına, geriye kalan 39,38 m2’lik kısmın tespit gibi tesciline ve kabul red oranına göre belirlenen yargılama gideri ile maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı Hazineye ödenmesine karar verilmiş; hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli 130 ada 2 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün 4753 sayılı Kanun ile ek ve tadilleri uyarınca Hazine adına oluşan tapu kayıtları kapsamında kaldığı doğru olarak tespit edilmiş ise de çekişmeli 101 ada 137 parsel sayılı taşınmaz yönünden, Kadastro Müdürlüğünün 29.07.2012 havale tarihli yazısı ekinde bulunan haritada, bu taşınmazın bir bölümünün toprak tevzii parseli kapsamında olduğu anlaşılmasına rağmen, fen bilirkişisinin 13.10.2011 tarihli rapor ve krokisinde bu durum gösterilmediği gibi çelişki de açıklanmamıştır. Hal böyle olunca, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 46/1. maddesi, “4753 sayılı Kanun ile ek ve tadilleri uyarınca Hazine adına kaydedilen taşınmaz mallar bu Kanun hükümlerine göre doğan iktisap şartlarına istinaden zilyetleri adına tespit ve tescil olunur.” hükmünü içermektedir. Buna göre, 4753 sayılı Yasa uyarınca Hazine adına tapuya tescil edilen taşınmazların, öncesi itibariyle özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden bulunması ve tescil tarihi itibariyle zilyetleri yararına bu Yasa uyarınca (3402 sayılı Yasa 14 vd. maddeleri) kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme koşullarının gerçekleştiğinin anlaşılması halinde zilyetleri adına tescil edilmeleri gerekmektedir. Ne var ki, mahkemece 3402 sayılı Yasa’nın 46/1. maddesi koşulları yönünden inceleme, araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Eksik inceleme ve araştırma ile karar verilemez. O halde, doğru sonuca
varabilmek için öncelikle, davacı Hazinenin tutunduğu, 4753 sayılı Yasa uyarınca tesis edilen ve tespit dayanağı olan tapu kayıtlarının tesisine esas belirtmelik tutanağı araştırılmak, bulunması halinde 1962 yılında yapılan toprak tevzi çalışmaları sırasında bu taşınmazlar yönünden herhangi bir kayıt ya da belgenin uygulanıp uygulanmadığı belirlenmek, varsa tesis ve tedavülleri ile birlikte getirtilmek, komşu parsellere ait kadastro tutanak örnekleri ile tespit dayanağı kayıt ve belgeler celbedilmek suretiyle dosya ikmal edilmelidir. Dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde, fen bilirkişisi, yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, hayatta iseler belirtmelik tutanağında imzaları bulunan bilirkişiler, taraf tanıkları ve kadastro tespit bilirkişilerinin huzuru ile yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşif sırasında bilirkişi ve tanıklardan, varsa tevzi çalışmaları sırasında uygulanan kayıt ve belgelerin çekişmeli taşınmazları kapsayıp kapsamadığı, çekişmeli taşınmazların öncesinin ne olduğu, kime ait bulunduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim ya da kimler tarafından hangi tarihten itibaren ve ne şekilde kullanıldığı, öncesinin mera, yayla gibi özel mülkiyete konu olamayacak ya da kaçak ve yitik kişilerden kalıp kanunlar uyarınca Hazineye intikal eden yerlerden olup olmadığı, Hazine adına tapu kaydının oluştuğu tarihten geriye doğru davacı ya da maliki evvellerinin 20 yılı aşkın zilyetliğinin bulunup bulunmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve tespit dayanakları olan belgelerle denetlenmelidir. Bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmeli, bir beldede geçmişte kaçak ve yitik kişilerin yaşamış olmasının, o yöredeki tüm taşınmazların kaçak ve yitik kişilerden kaldığı anlamına gelmeyeceği göz önünde bulundurulmalı, Hazine tapusunun oluştuğu tarihe kadar, Kadastro Kanunu’nun 46/1, 14 ve devamı maddelerinde sözü edilen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme koşullarının davalı taraf lehine gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılmalı ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Diğer taraftan Mahkemece, 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi uyarınca, Hazine tarafından açılan davalarda Hazine lehine yargılama giderine hükmedilmemesi gerekirken; hükmün 3, 4 ve 5. fıkralarında, Hazine lehine yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsizdir. Bunun yanı sıra kadastro hakimi, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde, doğru ve anlaşılır hüküm kurmak zorunda olup, hüküm fıkrasında fen bilirkişisinin rapor ve krokisi ile irtibat kurmaması ayrıca bozmayı gerektirmektedir. Mahkemece, yukarıda açıklanan şekilde inceleme, araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Taraf vekillerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.