YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4871
KARAR NO : 2012/6959
KARAR TARİHİ : 24.09.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 106 ada 16 ve 18 parsel sayılı 10038,93 ve 7297,23 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, tapu kaydı ve satın alma nedeniyle davalılar … ve … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, 4753 sayılı Yasa ile oluşan tapu kaydına ve taşınmazın 1936 yılından beri Hazinenin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiasına dayanarak ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişme konusu taşınmazların tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 1968 yılında 4753 sayılı Yasa ile Hazine adına tapuya tescil edilen taşınmazların tapu kaydının tesisinden geriye doğru davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 46. maddesinde öngörülen 20 yıl süre ile malik sıfatıyla zilyetlik koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Taşınmazların bulunduğu bölgede Toprak Tevzi Komisyonu tarafından 1967 yılında 4753 ve 5618 sayılı yasalar uyarınca yapılan çalışmalar sırasında Hazine adına 1968 tarihli tapu kaydı oluşturulmuştur. Mahkemece, davacı Hazine’nin dayanağı olan 5.12.1968 tarih ve 121 sıra numaralı tapu kaydının revizyonu sorulmamış, toprak tevzi haritasının ölçeği ile kadastro haritasının ölçeği eşitlenip uygulanmak suretiyle kapsamları belirlenmemiş, çekişmeli taşınmazların davalı tarafın dayandığı 4/8/1969 tarih ve 266 ve 267 sıra numaralı tapu kayıtları kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmemiştir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı Hazine’nin dayanağı tapu kaydının kadastro tespiti sırasında revizyon görüp görmediği araştırılarak revizyon görmüş ise revizyon gördüğü tüm parsellerin kadastro tespit tutanakları getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte davacı Hazine’nin dayandığı tapu kaydı ile tespit tutanağında uygulanan ve davalının dayanağı olan tapu kayıtları, toprak tevzi haritasının ölçeği ile kadastro haritasının ölçeği eşitlenip uygulanmak suretiyle yerel bilirkişiler yardımı ve fen bilirkişi eli ile uygulanarak, kayıtların kapsamı kesin olarak belirlenmeli, kayıtların
kapsamı belirlenirken komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarından faydalanılmalı, fen bilirkişisinden tüm kayıtların kapsamını, kadastro uygulaması ile Toprak Komisyonu uygulamasını birlikte gösterir denetime elverişli krokili rapor alınmalı, böylece dava konusu taşınmazların hangi kaydın sınırı içerisinde olduğu kesin olarak saptanmalı, taşınmazların Hazine’nin dayandığı tapu kaydı kapsamında kalması halinde davalı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 46/1. maddesinde öngörülen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.9.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.