YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8706
KARAR NO : 2012/11249
KARAR TARİHİ : 24.12.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Kullanım kadastro sırasında … Mahallesi çalışma alanında bulunan 214 ada 29 parsel sayılı 160,63 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, işgalcisinin … ve … olduğu ve taşınmaz üzerindeki kargir iki katlı evin … tarafından yaptırılıp O’nun kullanımında olduğu şerhi verilerek Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, … iki katlı evin 1/2 payının kendisi tarafından yaptırılıp kendisinin kullanımında olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın beyanlar hanesindeki kargir iki katlı evin … tarafından yaptırılıp onun kullanımındadır şeklindeki tespitin iptali ile kargir iki katlı evin birinci katının 1/2 payının davacıya, birinci katın 1/2 payı ile ikinci katın davalıya ait olduğunun tespit ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazda bulunan evin 1. katının davacı ile davalı … tarafından ortak yapıldığı, aynı evin 2. katının ise davalı …’e ait olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. 3402 sayılı Yasa’nın Ek 4. maddesi gereğince “6831 sayılı Yasa’nın 20.6.1973 tarihli kanunla değişik 2. maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kadasto tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle bu kanunun 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir” hükmünü taşımaktadır. Bu maddeye dayanılarak açılacak davalarda kabul kararı verilebilmesi için öncelikle davacı tarafın taşınmazı kullandığının ispat edilmesi gerekmektedir. Mahkemece yapılan keşif sırasında taraf tanıkları çekişmeli taşınmaz üzerindeki binanın kim tarafından yaptırıldığına ve kim tarafından kullanıldığına ilişkin farklı beyanlarda bulundukları halde beyanlar arasındaki çelişki giderilmemiş, ayrıca mahkemece dosyada bulunan mektupların çekişmeli taşınmazla ilgili olduğu kabul edildiği halde binanın 2. katı ile ilgili olarak bu mektuplara neden itibar edilmediği konusuna da açıklık getirilmemiştir. Doğru sonuca
varılabilmesi için taşınmaz başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi, taraf tanıkları ile fen bilirkişisi hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı; keşif sırasında taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kim tarafından ne zaman yaptırıldığı, inşaat masraflarının kim tarafından karşılandığı ve kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, kullanım kadastrosu yapıldığı tarihte davacının ne şekilde zilyet olduğu hususunda yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde aykırılığın giderilmesi için tespit bilirkişilerinin beyanlarına başvurulmalı, fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli rapor ve harita düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu hususlar yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve kabul edilen bölüm yönünden taraflar arasındaki mektuplara itibar edildiği halde 2. kat ile ilgili olarak bu mektuplara değer verilmeyiş gerekçesinin açıklanmaması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre, dava açılmakla tutanak itirazlı hale gelmiş olup, kadastro mahkemesinin doğru sicil oluşturmakla yükümlü bulunması ve taşınmazın mülkiyetinin Hazineye ait olduğuna ilişkin tespit konusunda uyuşmazlık da bulunmaması nedeniyle; “taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline” şeklinde karar verilmesi ve ayrıca muhdesatın aidiyeti yönünden hüküm kurulması gerekirken, infaz sırasında kuşku yaratacak şekilde iki katlı evin birinci katının 1/2 payının davacıya, birinci katın 1/2 payı ile 2. katın davalıya ait olduğunun “tespit ve tesciline” şeklinde hüküm kurulması da isabetsiz olup, davacı vekili ile davalı … vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.