Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/10249 E. 2013/10541 K. 08.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10249
KARAR NO : 2013/10541
KARAR TARİHİ : 08.11.2013

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TESCİL

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Dava konusu taşınmazın 14.01.1958 tarihinde kesinleşen kadastro çalışmalarında tescil harici bırakıldığı, komşu 257 parsel sayılı taşınmaza ait tapulama tutanağından dava konusu yerin Oltu Çayı içinde kaldığının saptandığı, kural olarak aktif dere yatakları ile derenin etki alanında kalan yerlerin kazanılmasının mümkün bulunmadığı, ancak, aktif dere yatağında ve etki alanında kalmayan bir yerin, koşulları mevcut olduğu takdirde, niteliğine göre zilyetlik ve imar-ihya yoluyla kazanılabileceği, keşif mahallinde dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların, dava konusu taşınmazın tapulama çalışmaları sırasında “selgah” niteliğinde olup köprünün yapımından sonra davacı tarafından imar-ihya çalışmalarına başlandığını bildirdiği, bu halde … 12. Bölge Müdürlüğünden dava konusu taşınmazın keşif sonucu elde edilen teknik bilirkişi raporuna ek krokisi de gönderilerek köprünün hangi tarihte inşa edildiğinin sorularak, seddenin yapım tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık sürenin bulunup bulunmadığı belirlenerek, 20 yıllık süre bulunmadığı takdirde davanın reddine karar verilmesi gerektiği, köprünün ve seddenin yapım tarihinden dava tarihine kadar 20 yıllık sürenin geçmiş olduğunun belirlenmesi halinde ise yeniden yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar keşif yerinde dinlenerek, dava konusu taşınmazın imar ve ihyasına hangi tarihte başlandığı ve ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususları ile kazanmayı sağlayan zilyetlik koşulları sorularak açıklığa kavuşturulup, ayrıca dosya içinde bulunan kamulaştırma haritası teknik bilirkişi vasıtası ile uygulanarak dava konusu taşınmazın kamulaştırma planı içinde kalıp kalmadığı belirlenerek toplanan delillere göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden hüküm kurulmuştur. Yargıtay bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozmada işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra bozma ilamı doğrultusunda köprünün yapım tarihinin belirlenmesi için Karayolları Bölge Müdürlüğü’ne müzekkere yazılmış, Karayolları Bölge Müdürlüğü 23.10.2012 tarihli cevabi yazısında bahse konu Yolboyu Köprüsü’nün 2008 yılında yapıldığını bildirmiş, bunun üzerine mahkemece yeniden müzekkere yazılarak 1958 yılından sonra 2008 yılından önce kurumca bir köprü veya sedde yapılıp yapılmadığı tekrar sorulmuş, Karayolları Bölge Müdürlüğü 08.01.2013 tarihli cevabi yazısında ekli krokide kırmızı ile taranan köprünün 1959 yılında yapılmış olup mavi ile taranan köprünün eski köprünün mansabına köprüye paralel olarak temellerinde meydana gelen oyulmaların giderilmesi için 2008 yılında ikileme köprüsü yapılırken düşü duvarı yapıldığını bildirmiştir. İkinci müzekkerede köprünün yapım tarihinin 1959 olduğu, 2008 yılında yapılan köprünün eski köprünün mansabına köprüye paralel olarak temellerde meydana gelen oyulmaların giderilmesi amacıyla yapıldığı bildirilmesine karşın mahkemece ikinci müzekkere göz ardı edilerek köprünün inşa edildiği 2008 yılı ile dava tarihi arasında 20 yıllık süre bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. Karayolları Bölge Müdürlüğü’nün cevabi yazılarına göre köprünün yapım tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık sürenin geçmiş olduğu saptandığına göre; bozma ilamında işaret edildiği gibi yeniden keşif yapılarak dava konusu taşınmazın imar ve ihyasına hangi tarihte başlandığı ve ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususları ile kazanmayı sağlayan zilyetlik koşulları sorularak açıklığa kavuşturulup, ayrıca dosya içinde bulunan kamulaştırma haritası teknik bilirkişi vasıtası ile uygulanarak dava konusu taşınmazın kamulaştırma planı içinde kalıp kalmadığı belirlenerek toplanan delillere göre bir karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de davanın reddine karar verildiği, halde davalı Hazine’nin taşınmazın adına tesciline yönelik talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davacıya iadesine, 08.11.2013 günü oybirliği ile karar verildi.