YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11247
KARAR NO : 2013/11296
KARAR TARİHİ : 22.11.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucunda 131 ada 1 ve 127 ada 2 parsel sayılı 4.607.650.09 ve 217.489.52 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı … kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın bir bölümünün adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile; 131 ada 1 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 2456.32 metrekare, 127 ada 2 parsel sayılı taşınmazın (F), (G), (H) harfleriyle gösterilen 986.90, 2760.87, 324.09 metrekare yüzölçümlerindeki bölümlerine ait tapu kaydının iptali ile davacı adına, 127 ada 2 parsel sayılı taşınmazda kalan ve haritada (R) harfi ile gösterilen bölümün ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli 131 ada 1 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen, 127 ada 2 parsel sayılı taşınmazın (F), (G), (H) harfleriyle gösterilen bölümlerinin davacıya ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme taşınmazın öncesi ve mevcut niteliğini belirlemekten uzak olduğu gibi hüküm vermeye de yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece yapılan her iki keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları soyut olup taşınmazın kimden nasıl kaldığı, kimin tarafından hangi surette kullanıldığı anlaşılamamaktadır. Usule aykırı olmasına rağmen her iki keşifte aynı zirai bilirkişi hazır edilmiştir. Ayrıca zirai bilirkişi tarafından verilen raporlar taşınmazın niteliğini belirlemekten uzak olduğu gibi (F), (G) ve (H) bölümlerinin raporda kıraç ve sürülmemiş, kısmı olarak da taşlı olduğu belirtildiği halde mahkemece bu bölümler tarım arazisi olarak kabul edilerek çelişki yaratılmış, taşınmazların fotoğrafları çekilip dosyaya konulmamış, taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin denetlenmesi bakımından hava fotoğraflarından yararlanılması gerektiği dahi düşünülmemiştir. O halde mahkemece doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle; Harita Genel Komutanlığından getirtilecek tespit tarihinden geriye doğru 1980- 1987 yıllarını kapsayacak döneme ait ayrı tarihlerde çekilmiş yüksek çözünürlüklü en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı üzerinde jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişilere inceleme yaptırılmak suretiyle çekişme konusu taşınmazların, önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesi istenilmeli, daha sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, bir jeodezi ve fotogrametri uzmanı ve 3 kişilik ziraat mühendisi kurulu ile keşif icra edilmelidir. Taşınmazların başında icra edilecek keşif sırasında yerel bilirkişilerden taşınmazların öncesinin ne olduğu, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, öncesinde tarla olarak kullanılıp kullanılmadığı, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, 3 kişilik zirai bilirkişi heyetinden çekişmeli taşınmazların toprak yapısı ile komşu parsellerin toprak yapısı mukayese edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz bölümlerinin tarıma elverişli olup olmadığı konusunda ayrıntılı rapor alınmalı; rapora taşınmazın tarım arazisi olan ve olmayan bölümleri de işaretlemek suretiyle taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları da eklenmeli, daha sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre; dosyada iki ayrı keşif sonucunda verilen iki ayrı fen bilirkişi raporu olduğu halde hükme esas alınan raporun tarihi, bilirkişilerin adları belirtilmeksizin hüküm kurulmak suretiyle infazda tereddüt yaratılması, diğer yandan fen bilirkişi raporunda (R) harfi ile gösterilen bir bölüm olmadığı halde (R) harfi ile gösterilen bölümün Hazine adına tesciline karar verilmesi dahi isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 22.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.