YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12932
KARAR NO : 2013/13250
KARAR TARİHİ : 23.12.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucunda … Kasabası, … Mahallesi çalışma alanında bulunan 411 ada 32 parsel sayılı 32133.40 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davalı …, 419 ada 16 parsel sayılı 4499.08 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise; davalı … adlarına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tespit ve tescil edilmiştir. Davacı, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahallinde yapılan keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişiler; 419 ada 16 parsel sayılı taşınmazın öncesinin … ve … kardeşlere ait olduğunu, bu taşınmazın taksim ile kime düştüğünü ve taraflar arasındaki satışı bilmediklerini, ancak davalı … tarafından 15 yıldır kullanıldığını, davalı tanıkları da satışa ilişkin bilgilerinin olmadığını, 12-13 yıl öncesinde davacı tarafından kiralandığını bildiklerini beyan etmişler, 411 ada 32 parsel sayılı taşınmaza ilişkin ise yerel bilirkişiler; taksim ile davacıya kaldığını zannettiklerini, bu taşınmaza ilişkin satış yapılıp yapılmadığını bilmediklerini, davalının eklemeli zilyetliğinin 10 yılın üzerinde olduğunu ve 1989 tarihli satış senedinin çekişmeli taşınmaza ait olduğunu, davalı tanığı da; 1989 yılında aldığı taşınmazı 2003 yılında davalıya sattığını beyan etmiştir. Davacı tanıkları duruşmada dinlenmiş olup, soyut içerikte beyanda bulunmuşlardır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazlardan 419 ada 16 parsel sayılı taşınmazın zilyetliğinin 15 yıl önce davacının kocası tarafından davalı …’ye devredildiği, 411 ada 32 parsel sayılı taşınmazda ise davalı …’nın eklemeli zilyetliğinin 20 yılın üzerinde olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak; mahalli bilirkişi ve tanık beyanları karar için yeterli açıklığa sahip bulunmadığı gibi, davacı tanıklarının, çekişmeli taşınmazların başında değil, duruşmada dinlenmiş olması da doğru değildir. Sağlıklı sonuca ulaşabilmek için tüm taraf tanıkları ve mahalli bilirkişilerin katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında mahalli bilirkişi ve tanıklardan; çekişmeli taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, zilyetliklerin başlayış tarihi ve sürdürülüş biçimi ile davalıların kullanımına itiraz edilip edilmediği hususlarında olaylara dayalı ve ayrıntılı beyan alınmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılarak çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, ondan sonra tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz olup, davacı …’ın temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 23.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.