YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12994
KARAR NO : 2013/12994
KARAR TARİHİ : 19.12.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, … Köyü çalışma alanında bulunan 117 ada 3 parsel sayılı 13.851,22 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Toprak Tevzi Komisyonunca oluşturulan tapu kaydı nedeniyle davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar … ve arkadaşları irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptal ve tescil istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişme konusu 117 ada 3 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 117 ada 3 parsel sayılı taşınmaz, toprak tevzi komisyonunca hazırlanan tapu kaydının kapsamında kalması nedeniyle Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar, çekişme konusu taşınmazın toprak tevzi komisyonu çalışmaları öncesinde murisleri … kullanımında olduğu ve lehlerine zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu iddiası ile dava açmışlardır. Çekişme konusu taşınmazın 1966 yılında 4753 sayılı Kanun ile Hazine adına oluşturulan tapu kaydı kapsamında kaldığı mahkemece tespit edilmiş olup bu konuda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Ihtilaf, Hazine adına tapu kaydının oluşmasından önce davacılar lehine zilyetlikle iktisap şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 46/1. maddesi “4753 sayılı Kanun ile ek ve tadilleri uyarınca Hazine adına kaydedilen taşınmaz mallar bu Kanun hükümlerine göre doğan iktisap şartlarına istinaden zilyetleri adına tespit ve tescil olunur.” hükmünü içermektedir. Buna göre, 4753 sayılı Yasa uyarınca Hazine adına tapuya tescil edilen taşınmazların, öncesi itibariyle özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden bulunması ve tescil tarihi itibariyle zilyetleri yararına bu Yasa uyarınca (3402 sayılı Yasa 14 vd. maddeleri) kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme koşullarının gerçekleştiğinin anlaşılması halinde zilyetleri adına tescil edilmeleri gerekmektedir. Mahkemece yapılan keşif sırasında beyanına başvurulan, yerel bilirkişi ve tanıklar çekişme konusu taşınmazın 1966’lı yıllarda davacıların murisinin kullanımında olduğu yönündedir. Toprak Tevzi Komisyonunun çalışmalarının da aynı yıllara tekabül ettiği göz önüne alındığında, yapılan açıklamalar davacılar yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda yeterli değildir. Diğer taraftan tespite esas 08.12.1966 tarih ve 14 numaralı tapu kaydının oluşumuna esas 22.08.1966 tarihli belirtme tutanağında çekişme konusu taşınmazın mera-hali araziden kazanıldığından bahisle oluşturulduğu dikkate alındığında davacılar lehine 3402 sayılı Yasa’nın 46. maddesinde yazılı koşulların oluşup oluşmadığının tespiti bakımından usulüne uygun mera araştırması yapılması gerekir. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle, çekişme konusu taşınmazın en eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritası ile çekişme konusu taşınmazın komşu parsel tutanakları dayanak belgeleri ile birlikte getirtilmek suretiyle dosya ikmal edilmelidir. Dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra, komşu köylerden seçilecek taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları, 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu, jeodezi veya fotogrametri uzmanı harita mühendisinden oluşacak bilirkişi heyeti aracılığıyla yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kadim mera olup olmadığı, taşınmaz üzerinde toprak tevzi çalışmalarının yapıldığı tarihten önce ve sonrasında tarım yapılıp yapılmadığı, yapılıyor ise kimler tarafından ve ne zamandan beri yapıldığı, toprak tevzi çalışmalarının yapıldığı 1966 yılında davacıların murisi …’ın 30 yaşında olduğu da göz önünde bulundurularak muris …’ten önce de kullanım olup olmadığı ve muris …’e ne şekilde intikal ettiği sorularak maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, tapu kaydının oluştuğu tarihten 20 yıl öncesinden beri tarım arazisi olarak kullanılıp kullanılmadığı tereddüte yer bırakmayacak şekilde saptanmalı, teknik bilirkişi heyetine hava fotoğrafları stereoskop aletiyle incelettirilerek; çekişme konusu taşınmaz hava fotoğraflarında gösterilmeli, bu yerin önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, davalı Hazine adına tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar, Kadastro Kanunu’nun 46/1, 14 ve devamı maddelerinde sözü edilen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme koşullarının davacı taraf lehine gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.