Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/13086 E. 2013/13173 K. 20.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13086
KARAR NO : 2013/13173
KARAR TARİHİ : 20.12.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KULLANIM KADASTROSU

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı … 1380 ada 29 parsel yakınlarında olan kendi kullanımında bulunan taşınmazın beyanlar hanesine adının yazılmadığını öne sürerek dava açmıştır. Yapılan keşif sonucunda davacının dava ettiği taşınmazın 1381 ada 6 parsel içerisinde kaldığı belirtilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, kısa kararda davanın kabulüne, gerekçeli kararda ise davacının, davalılar ve dahili davalılar yönünden açılan davasının husumet nedeniyle reddine, 1381 ada 6 parsel sayılı taşınmaz için açılmış bir dava bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
T.C Anayasası’nın 141. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın 27 ve 28. maddeleri ile 297 ve 298. maddelerine göre hükmün açık duruşmada tefhimi ve kararların gerekçeli olması, kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğundan birbiriyle uyumlu olması zorunludur. Hükmün tefhimi ile amaçlanan husus, davanın esas hakkında taraflara yüklenen hak ve borçların neler olduğunun açıkça ifade edilmesidir. Açık duruşmada tefhim olunan hüküm fıkrasında verilen sonucun nedenlerini içermeyen ifadelerin gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi gerekçenin farklı bir sonuca ilişkin bulunması da aleni yargılama prensibi ve hukuki dinlenilme hakkı ile açıkça çelişmektedir. 10.04.1992 tarih ve 1991/7 Esas – 1992/4 karar sayılı Yargıtay İ.B.K’da kısa karar ile gerekçeli kararın uyumlu olması gereği vurgulanmış; bu husus, 6100 sayılı HMK’nın 298/2. maddesi ile de yasal düzenlemeye bağlanmıştır. Somut olayda mahkemece tefhim olunan kısa kararda davanın kabulüne, gerekçeli kararda ise davacının, davalılar ve dahili davalılar yönünden açılan davasının husumet nedeniyle reddine, 1381 ada 6 parsel sayılı taşınmaz için açılmış bir dava bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmek suretiyle çelişki oluşturulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 20.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.