Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/1346 E. 2013/1293 K. 25.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1346
KARAR NO : 2013/1293
KARAR TARİHİ : 25.02.2013

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Kadastro sırasında 116 ada 3 parsel sayılı 12.911,45 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak ahır ve arsa vasfı ile Hazine adına, 108 ada 60 parsel sayılı 43.509,03 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ayrı tapu kaydı nedeniyle … adına, 108 ada 61 parsel sayılı 43.533,16 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise yine ayrı bir tapu kaydı nedeniyle …, … ve … adlarına tespit edilmiştir. Davacı …, 116 ada 3 parselin, bir bölümü ile çekişmeli diğer parsellerin tamamında tespite dayanak yapılan tapuların tesis tarihinden geriye doğru yirmi yılı aşkın zilyetliğinin olduğunu ileri sürerek adına tescil istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 108 ada 60 ve 61 sayılı parsellerin tamamı ile 116 ada 3 sayılı parselin hükme dayanak yapılan fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 752,452 metrekarelik bölümünün davacı … adına tesciline, 116 ada 3 parselin kalan kısmı dava dışı olduğundan olağan usullerle kesinleştirilmesine karar verilmiş; hüküm, Hazine ve davalılar …, …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece, 108 ada 60 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davalıların dayandığı tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar davacılar ve murisleri yönünden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ne var ki, dava konusu taşınmaza ait olduğu tarafların kabulünde olan ve 4753 sayılı yasaya göre oluşan tapu kaydının Hazine adına oluştuktan sonra davalı tarafa temliken intikal ettiği anlaşıldığına göre somut olayda 3402 sayılı Yasa’nın 46/1. maddesinin uygulanma imkanı yoktur. Ne var ki 108 ada 60 parsel sayılı taşınmazın tespit maliki ve bu taşınmaza revizyon gören tapu kaydının maliki olan … 1965 yılında ölmüş olup dava konusu taşınmazda mirasçıları zilyet olmadığı gibi, tapu kaydı da intikal görmemiştir. Taşınmazda kayıt malikinin ölüm tarihinden tespit tarihi olan 2007 yılına kadar davacı tarafın zilyet olduğu toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiş olduğuna göre, tespit tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 3402 sayılı yasanın 13/B-c maddesinde belirtilen koşulların davacı taraf yararına oluştuğu kuşkusuzdur. Hal böyle olunca Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olması sonucu itibariyle doğru olduğundan
davalıların 108 ada 60 parsel sayılı taşınmaza yönelik yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile bu parselle ilgili hükmün ONANMASINA,
2- Mahkemece, 108 ada 61 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine esas alınan tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar davacılar ve murisleri yönünden kazandırıcı zamamaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle hüküm kurulmuştur. Ne var ki, dosya kapsamında, dava konusu taşınmaza ait olduğu tarafların kabulünde olan ve 4753 sayılı Yasa’ya göre oluşan tapu kaydının Hazinenin temliki ile davalı tarafa intikal ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hazine adına oluşan tapu kaydının tevzi suretiyle temlik edilmesi nedeniyle 3402 sayılı Yasa’nın 46/1. ve 14. maddesi koşullarına dayanılarak açılan davada dinlenme olanağı bulunmamaktadır. Öte yandan tapu kaydı 1975 ve 1988 yıllarında intikal görmüş olup, kaydın en son malikleri de davalılardır. Buna göre davacılar yararına 13/B-c koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez. Hal böyle olunca tapuda kayıtlı taşınmazın zilyetlikle edinilemeyeceği göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalıların 108 ada 61 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA,
3- Hazinenin 116 ada 3 parsel sayılı taşınmazın (A) bölümüne yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece Hazinenin dayandığı tapu kaydının Hazinenin tek taraflı ihdası ile oluştuğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Gerçekten Hazinenin dayandığı 19.10.1962 tarih 100 sıra numaralı tapu kaydı, kaçak ve yitik kişilerden kaldığı beyan edilerek idari yoldan Hazine adına oluşmuştur. Ancak, kaydın kapsamında kaldığı belirlenen taşınmazın zilyetlikle kazanılabilmesi için niteliğinin iktisaba elverişli olması zorunludur. Ne var ki, Mahkemece dava konusu taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığı usulünce araştırılmadığı gibi; hayatta olup olmadıkları araştırılarak tapu kaydının oluşumuna esas 29.06.1962 tarihli tutanakta isimleri geçen kişilerin tanık olarak dinlenmesi gerektiği üzerinde de durulmamıştır. O halde, sağlıklı sonuca varılabilmesi için, mahallinde elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle; aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve eğer hayatta iseler tapu kaydının oluşumuna esas 29.06.1962 tarihli tutanakta isimleri geçen kişiler huzuruyla keşif yapılarak dava konusu taşınmazın öncesinin kaçak ve yitik kişilerden kalan yerlerden olup olmadığı usulünce araştırılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 25.02.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.