Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/1711 E. 2013/1738 K. 07.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1711
KARAR NO : 2013/1738
KARAR TARİHİ : 07.03.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı, 2010 yılında yapılan kullanım kadastrosu çalışmaları sırasında 2 katlı evinin bulunduğu alanın 2/B uygulaması yapılarak adına yazılmadığını öne sürerek, evinin adına yazılması istemli dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Yasa’ya 5831 sayılı Yasa’nın 8. maddesi ile eklenen Ek 4. maddesi gereğince yapılan çalışmada tutanağı düzenlenmeyen yol boşluğu olarak bırakılan taşınmazdaki zilyetliğin Ek-4. maddesi gereğince tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmesine ilişkindir. Bu nitelikteki davalarda husumetin taşınmazın maliki olan Hazineye yöneltilmesi zorunlu olduğu halde dava dilekçesindeki anlatım ve istemden, asıl dava edilmek istenenin Kadastro Müdürlüğü değil, Hazine olduğu anlaşılmaktadır. Davacının, Hazine yerine Kadastro Müdürlüğünü hasım göstermesi şeklindeki yanılgısı, temsilcide hata niteliğindedir. Temsilcide hata halinde, davanın husumet nedeniyle reddedilmeyip doğru hasma dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanabileceği, Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarındandır. Nitekim, 6100 sayılı HMK’nın, “Tarafta İradi Değişiklik” başlığını taşıyan 124. maddesi ile de temsilcide yanılgı hali madde kapsamına alınmıştır. Hal böyle olunca, davanın tesbit maliki Hazine’ye yönlendirilmesi için davacı yana olanak verilmesi, yasal hasım durumunda bulunan Hazine davaya dahil edilerek dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmesi, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması gerekir. Öte yandan çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölüm hakkında kullanım kadastrosu sırasında tutanak düzenlenmemiş olduğuna ve tapu kaydı bulunmadığına göre zilyetlik konusunda tapuya şerh verilmesi mümkün değildir. Ancak, “çoğun içinde az da vardır” kuralı dikkate alındığında davacının talebi “bu bölümde mevcut zilyetliğinin tespitini istediği” şeklinde yorumlanarak, bu hususu istemekte hukuki yararı bulunduğunun dikkate alınması gerekir. Hal böyle olunca, çekişmeli taşınmazın başında mahalli bilirkişiler ve zilyetlik tanıklarının katılımı ile yöntemince keşif yapılmalı, davacının fiili kullanımının olup olmadığı belirlenmeli, tespiti halinde bu durumun tespitine dair karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar değerlendirilmeksizin yazılı karar verilmesi isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde hükmü temyiz eden davacıya iadesine, 07.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.