Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/3997 E. 2013/7168 K. 25.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3997
KARAR NO : 2013/7168
KARAR TARİHİ : 25.06.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden Hazine vekili Avukat … geldi. Aleyhine temyiz istenilen taraftan gelen olmadı. Gelen tarafın yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı Hazine vekili; … Köyü 1143 (171) nolu kök kadastro parselinin Hazine adına kayıtlı iken davalı … Belediyesi tarafından, 37 nolu imar düzenleme bölgesinde imar uygulamasına tabi tutulduğunu ve daha sonra da davalı … Belediyesi tarafından imar uygulaması kapsamına alınarak çok sayıda imar parsellerinin meydana getirildiğini; bu uygulamalar sonucunda 1143 sayılı kök parselin sınırları içerisine Kabasakal Köyü 5569 ada 8 ve 13 sayılı imar parsellerinin tescil edildiklerini, ancak gerek Seyhan Belediyesince yapılan 37 nolu imar düzenlemesinin ve gerekse aynı bölgede Adana Büyükşehir Belediyesince yapılan imar uygulamasının idari yargı yerinde iptal edildiklerini ve böylece oluşturulan imar parsellerinin tapu kayıtlarının yolsuz tescil statüsüne düştüğünü ileri sürerek; tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının davalı … aleyhine açtığı davada yasal zorunluluk nedeniyle taraf sıfatı kalmayan … hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının tüm davalılar yönünden açtığı tapu tescil ve iptal ile imar öncesi duruma dönülmesi ve terditli olarak açtığı tazminat davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, imar uygulamasının idari yargı yerinde iptalinden kaynaklanan kadastral parselin ihyasına, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece verilen karar gerekçe içermediği gibi usul ve yasaya da uygun değildir. Bilindiği üzere; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesi ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36. maddesinde adil yargılanma hakkına yer verilmiştir. Adil yargılanma hakkının garantileri arasında “aleni yargılama ilkesi” ve “hukuki dinlenilme hakkı” da yer almaktadır. Anılan prensiplerin amacı, yargılama sürecini ve kararın verilişini kamu denetimine açık tutmak suretiyle adaletin yerine getiriliş biçimini görünür kılmak, kamu eliyle karar verme sürecini denetleyerek kişinin adil yargılanma hakkını güvence altına almak ve adalete güveni korumaktır. Aleni yargılama prensibi ile hukuki dinlenilme hakkı; kararların gerekçeli olmasını zorunlu kılmaktadır. Anayasamızın 141. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27 ve 28. maddelerinde bu hususa işaret olunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 ve 298. maddeleri, kararın “gerekçe” içermesini zorunlu kılmaktadır. Anılan maddeler uyarınca gerekçe, “iki tarafın iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” içermelidir. Başka bir deyişle gerekçe; hüküm fıkrasında yazılı sonuçlara nasıl varıldığının tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklanmasıdır. Somut olayda; davacı Hazine vekili, 1143 sayılı kök parselin ihyasına yönelik bu parselin sınırları üzerine oluşturulan 5569 ada 8 ve 13 sayılı imar parsellerinin 1143 sayılı parsele isabet eden kısımlarının tapu kayıtlarının iptali, tescil ve eski hale iade, olmadığı takdirde tazminat isteğiyle eldeki davayı açtığı halde, mahkemece gerekçeli kararın gerekçe kısmında, dava dilekçesiyle 4713 ada 3 sayılı imar parselinin tapusunun iptali ile düzenleme öncesi 940 sayılı kök parsele geri dönüşümünü teminen tescil istenmiş gibi açıklama yapılmış, devamında da hangi parsel hakkında hangi gerekçeyle hüküm kurulduğuna değinilmeksizin “bilirkişi raporları ve toplanan tüm delillerin değerlendirilmesinde” şeklinde genel bir ifadeyle neticeye gidilmiştir. O halde, böylesi bir hükmün usul ve yasaya uygun olduğundan söz edilemez. Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşması için belirlenen 990.00 TL. vekalet ücretinin, aleyhine temyiz olunan taraftan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davacı Hazineye verilmesine, 25.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.