YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4728
KARAR NO : 2013/5065
KARAR TARİHİ : 08.05.2013
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KULLANIM KADASTROSU
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım Kadastrosu sırasında 102 ada 320 parsel sayılı 5685.69 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı …kızı … …’un kullanımında olduğu şerhi verilerek bahçe niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, beyanlar hanesinde yazılı kişinin kendisi olduğunu ancak isminin yanlış yazıldığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 28.12.2013 tarihli oturumda, 20.01.2013 günü saat 10.00’da yapılacak keşif için verilen kesin süre içerisinde davacı tarafın keşif avansını yatırmadığı, bu nedenle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin ispat külfeti kendisine düşen taraf aleyhine uygulanabilmesi için öncelikle dosyanın keşfe hazır hale getirilmesi, bir diğer ifade ile taraflardan tanık ve diğer delil listelerinin alınması, dayanılan kayıtların celp edilip dosyaya konulması, kolluk vasıtası ile tutanağın beyanlar hanesinde adı geçen … … adında birinin yaşayıp yaşamadığının araştırılması, aynı şekilde bu durumun Nüfus Müdürlüğünden sorulması, dosyada bu yönlerden bir eksiğin bulunmaması gerekir. Diğer yandan keşifle ilgili ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayları, taraf tanıkları, uzman bilirkişilere verilecek ücretlerle vasıta parası ve yapılacak tebligatlarla ilgili masraflar kalemler halinde gösterilip bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul ve belirli bir süre tanınması, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları, taraf tanıkları ve uzman bilirkişilere çıkarılacak davetiye için yine uygun bir sürenin bulunmasına azami özen gösterilmesi gerekmektedir. Taraflardan tanıklarının isimlerini bildirir liste alınıp onların arazi başında hazır olmalarının temini bakımından mahkemece davetiye çıkarılamadığı için dosya keşfe hazır olmadığı gibi, hükme esas alınan 7.5.2007 tarihli ara kararda, mahkeme heyetine yapılacak ödemelerin kalemler halinde gösterilmemesi, yerel bilirkişiler ile tanıklara ödenecek ücretin belirlenip adlarına davetiye çıkarılmasının hüküm altına alınmaması ihtarın yasadaki şekline uygun bulunmaması ve bilirkişi adaylarına çıkarılacak davetiyeleriçin öngörülen sürenin yeterli olmaması nedeniyle yasaya da uygun bulunmamaktadır. Yasada öngörülen şekle uygun olmayan bir ara kararına dayanılarak keşif deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilemez. Keşif günü belirlenirken dosyanın keşfe hazır olmasının göz ardı edilmemesi gerektiği gibi, süreler tayin edilirken de Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına dair Yönetmeliğin 15. maddesinin mutlaka göz önünde bulundurulması icap eder. Dosyanın keşfe hazır olmadığı ve ara kararının da yasaya uygun düzenlenmediği açıktır. Yapılamayacağı önceden belli olan keşif için taraflara külfet yüklenmesi isabetsiz olduğu gibi kabule göre de; dava taşınmazın aynına yönelik olmadığı halde yapılacak keşfe orman ve zirai bilirkişi götürülmesine karar verilerek kendilerine ücret takdir edilmesi dahi isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 08.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.