YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5099
KARAR NO : 2013/5903
KARAR TARİHİ : 30.05.2013
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 111 ada 232 parsel sayılı 5.078.294,22 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …’nın, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın bir bölümünün adına tescili istemiyle Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı davanın yargılaması sonunda davanın kabulüne dair verilen karar Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2011/1867-5983 sayılı ilamıyla, aynı taşınmaz hakkında daha önce kadastro mahkemesinde açılan ve derdest olan dava nedeniyle kadastro tutanağının kesinleşmediği, davanın, kadastro mahkemesinde derdest bulunan davaya katılma mahiyetinde olduğu ve kadastro mahkemesinin görevli bulunduğu belirtilerek bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak dosya kadastro mahkemesine aktarılmış ve kadastro mahkemesinde yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın, 14.10.2010 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 5.338,38 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre Hazine vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, bozma ilamında sözü edilen Kadastro Mahkemesinin 2006/279 Esas, 2009/138 Karar sayılı dosyasında verilen hüküm 25.04.2012 tarihinde kesinleştirilmiştir. Her ne kadar mahkeme ilamı kesinleştirilmiş ise de temyize konu işbu dava nedeniyle çekişmeli taşınmaza ait kadastro tespitinin kesinleştiğinden söz edilemez. Diğer taraftan, kesinleşen dava dosyası içinde yer alan Kadastro Müdürlüğü’nün 31.08.2012 tarihli yazısından, kadastro mahkemesinin kesinleştirilen ilamına konu taşınmaz bölümlerinden (P2) olarak gösterilen bölümün, aynı kararda (L) ve (M) harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümleriyle çakıştığı ve kararın bu nedenle infaz edilemediği belirtilmektedir. Kararın infaz edilememesinin sebebinin aynı taşınmazın farklı bölümleri hakkında farklı fen bilirkişi raporlarının tanzim edilmesi ve karara konu taşınmazların aynı fen bilirkişi haritası üzerinde işaretlenmemesi olduğu anlaşılmaktadır. İnfazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde bir hüküm tesis edilebilmesi için aynı taşınmazının farklı bölümleri hakkında karar verilmesi gereken
hallerde tüm taşınmaz bölümlerinin aynı fen bilirkişi raporu üzerinde gösterilmesi zorunludur. Temyize konu davada, fen bilirkişi raporunda (A) bölümü işaretlenmiş ise de aynı raporda daha önce tescile karar verilen taşınmaz bölümleri gösterilmediğinden, tescile karar verilen (A) bölümünün de diğer taşınmaz bölümleri ile çakışma ihtimali bulunmakta olup alınan raporun infazda tereddüt oluşturmayacak nitelikte bulunduğundan söz edilemez. Yetersiz fen bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi isabetli olmamıştır. Hal böyle olunca, doğru sonuca varılabilmesi için, öncelikle kesinleşen kadastro mahkemesi dosyası, iş bu dosya içine alınıp tüm tarafları duruşmaya çağırılmayarak işbu temyize konu davanın tarafları haline getirilmeli ve taraf teşkili sağlanmalıdır. Bundan sonra mahallinde yeniden keşif yapılarak davaya konu edilen tüm taşınmaz bölümleri aynı fen bilirkişi haritası üzerinde gösterilmeli, gerek işbu davaya konu taşınmaz bölümü ile kesinleşen karara konu taşınmaz bölümlerinin çakışıp çakışmadığı ve gerekse de kesinleşen karara konu taşınmazların kesinleşip kesinleşmedikleri belirlenmeli, kesinleşen taşınmaz bölümleri varsa, bu bölümler yönünden işin esasına girilip iddia ve savunma doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak hangi taşınmaz bölüünün kime ait olduğu saptanmalı, fen bilirkişisinden çekişmeli taşınmazın tamamını ve bu taşınmazdan ifrazen farklı kişiler adına tescil edilecek çekişmeli bölümleri aynı harita üzerinde göstermek suretiyle infazı kabil bir rapor ve harita düzenlemesi istenmeli, kesinleşen ilamla kişiler yararına oluşan kazanılmış haklar korunmak suretiyle çekişmeli taşınmazın tamamı yönünden infazı kabil bir hüküm kurulmalıdır. Eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması isabetsizdir. Davalı … vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 29.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.