YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5236
KARAR NO : 2013/6574
KARAR TARİHİ : 11.06.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucunda 152 ada 5 parsel sayılı 1505.60 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, irsen intikale dayanarak miras payı ile sınırlı olarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişme konusu 152 ada 5 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 904.70 metrekare yüzölçümündeki bölümün 1/6 payının davacı, 5/6 payının davalı adına tapuya tesciline, (A) harfi ile gösterilen 600.90 metrekare yüzölçümünde olan bölümün davalı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölüme yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. Davacının, taşınmazın aynı raporda (A) harfi ile gösterilen bölüme yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece bu bölümün tarafların miras bırakanı … Irkat’a ait olmadığı, … tarafından oğlu …’ın gönderdiği para ile O’nun adına satın alındığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak dinlenen tanıkların bu konuya ilişkin beyanları arasındaki çelişki giderilmemiş; taşınmazın kim tarafından, kimin adına ne zaman alındığı, satış bedelinin kim tarafından karşılandığı, açıkça belirlenmemiş olduğundan yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. O halde, sağlıklı sonuca varılabilmesi için mahallinde elverdiğince yaşlı, taşınmazın bulunduğu yeri iyi bilen ve davada yararı bulunmayan kişiler arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu ve daha önce dinlenen yerel bilirkişilerle tanıklar hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında yerel bilirkişiler ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kim tarafından kimin ad ve hesabına ne zaman satın alındığı, zilyetliğin kime devredildiği, kimin ne sıfatla zilyet olduğu, satış bedeli murisin oğlu davalı … tarafından gönderilmiş ise bunun babasına olan ahlaki bir borcun ifası niteliğinde mi olduğu, yoksa paranın kendisi adına satın alınacak taşınmazın bedeli olmak üzere mi gönderildiği açıkça sorulup belirlenmeli; zilyetlik muris tarafından sürdürülmüş ise bunun oğluna izafeten mi, yoksa kendi adına mı olduğu üzerinde durulmalı; önceki keşifte alınan beyanlar arasındaki ve sonraki beyanlar arasında oluşabilecek çelişkiler yöntemine uygun şekilde giderilmeli, tüm deliller birlikte değerlendirilip gerektiğinde, taşınmaz üzerinde bulunan ev yönünden 3402 sayılı Yasa’nın 19/2. maddesinin uygulama yeri bulunup bulunmadığı da tartışılmak suretiyle sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde davacıya ödenmesine, 11.6.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.