YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5363
KARAR NO : 2013/6340
KARAR TARİHİ : 06.06.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dava konusu 102 ada 10, 11, 15, 23, 27 ve 105 ada 5 parsel sayılı 28005.41, 6012.48, 16407.61, 13282.47, 5552.49 ve 9719.72 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tesis kadastrosu sırasında beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 102 ada 10, 23, 27 ve 105 ada 5 sayılı parsellerin … , 102 ada 11 ve 15 sayılı parsellerin …’in kullanımında olduğu şerhi verilerek Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, kullanım kadastrosu sırasında taşınmazın beyanlar hanesinde yazılı kullanıcıları güncellenerek, güncelleme listesi ilan edilmiştir. Davacılar … ve müşterekleri, taşınmazın İbrahim ve … mirasçılarının kullanımında olduğunu belirterek adı geçenlerin mirasçıları adına zilyetlik şerhi verilmesi istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davanın niteliği itibarı ile ancak 3402 sayılı Yasa’nın 11. maddesindeki ilan süresi içerisinde açılabileceği, buna göre genel mahkemede açılmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Taşınmazların bulunduğu yerde 1999 yılında yapılıp kesinleşen kadastro çalışmaları sırasında orman kadastrosu sırasında 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığı ve beyanlar hanesinde de yukarıda yazılı kişilerin kullanımında olduğu şerhi verilmiş, kullanım kadastrosu sırasında ise taşınmazların daha önce kullanıcılarının belirlenmesi nedeni ile tutanak düzenlenmeksizin güncelleme yapılması ile yetinilmiş ve güncelleme listeleri 19.03.2010 ve 19.04.2010 tarihleri arasında ilan edilmiştir. Söz konusu işlem de kullanım kadastrosundan kaynaklanmaktadır. Davacılar askı ilan süresi geçtikten sonra 22.04.2010 tarihinde iş bu davayı açmışlardır. 5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’na eklenen ek 4. madde içeriğinde, bu şekilde yapılan tespitler hakkında 3402 sayılı Yasa’nın 12/3. maddesinin uygulanamayacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Öte yandan konuya ilişkin düzenleme getiren 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (Ek Madde-4.) maddesi hükmü ile uygulamayı aydınlatmak için çıkarılmış Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 2011/2 ve 2012/5 sayılı genelgeleri birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre; 2011/2 sayılı genelge uyarınca, eğer çekişmeli taşınmaz güncelleme listesine alınarak askı ilanı yapılmışsa askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesinde, askı ilan süresi geçtikten sonra genel mahkemelerde dava açılması mümkündür. 2012/5 sayılı genelge uyarınca, eğer çekişmeli taşınmaz hakkında güncelleme tutanağı düzenlenmişse, askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesinde, askı ilan süresi geçtikten sonra ise genel mahkemede dava açılması mümkündür. Hal böyle olunca davacıların Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi gereğince tespitin kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık süre içinde açılan davası nedeniyle tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delilleri toplanıp, tarafların yasada belirtilen şekilde bir kullanımları olup olmadığının tespiti ile oluşacak sonuca göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup davacılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 06.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.