Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/5518 E. 2013/7008 K. 21.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5518
KARAR NO : 2013/7008
KARAR TARİHİ : 21.06.2013

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “öncelikle davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının miktarına göre kapsamlarının belirlenmesi, kayıt sahiplerinin aralarında ne şekilde paylaşım yaptıkları, miktar fazlası taşınmaz bölümlerinin öncesinin ne olduğu, ilk ne zaman kullanılmaya başlandığı, zilyetliğin kimden kime ne şekilde intikal ettiği, tapu kayıt maliklerinden …’ın kendisine ait taşınmazları … ’e satıp satmadığı, satmış ise bu bölümlerin nereleri olduğu hususlarında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, ziraat bilirkişisine taşınmazların niteliğini tespit eden ayrıntılı rapor tanzim ettirilmesi, fen bilirkişisinden tapu kaydının miktarına göre kapsamını gösterir ve keşfi izlemeye olanak sağlar rapor ve kroki istenmesi, müdahil … ’ün mesaha tashihi talebine ilişkin dosyada 01.12.1995 tarihli keşifte mahalli bilirkişi sıfatı ile verdiği beyanın tapu kaydına dayanan … mirasçılarına karşı kendisini bağlayıp bağlamadığının değerlendirilmesi, bundan sonra toplanan ve toplanacak olan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre, doğru, infazı kabil ve taşınmazların tüm hisselerini kayıt altına alır tarzda tescil hükmü kurulması gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında, … ve müşterekleri, satın alma, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 366 ada 4, 370 ada 2 ve 7, 379 ada 1 ve 384 ada 13 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davaya katılmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, 358 ada 1, 370 ada 1, 3, 378 ada 1, 384 ada 9, 11, 14 ve 21 sayılı parsellerin …, 358 ada 2, 366 ada 3, 379 ada 2, 384 ada 8, 18 ve 20 sayılı parsellerin …, 359 ada 1, 370 ada 6 ve 384 ada 25 sayılı parsellerin …, 360 ada 1 ve 384 ada 22 sayılı parsellerin …, 360 ada 2, 370 ada 4 ve 384 ada 16 sayılı parsellerin … mirasçıları, 379 ada 3 ve 384 ada 24 sayılı parsellerin …, 370 ada 7, 379 ada 1 ve 384 ada 13 sayılı parsellerin katılan … ve müşterekleri, 370 ada 5, 384 ada 10 ve 23 sayılı parsellerin … ve müşterekleri, 384 ada 12, 15 ve 17 sayılı parsellerin … mirasçıları, 366 ada 4, 5, 6 ve 382 ada 1 sayılı parsellerin Hazine, 370 ada 2 sayılı parselin fen bilirkişi krokisinde (C) harfi ile gösterilen bölümünün Hazine, geri kalan bölümünün katılan … ve müşterekleri, 378 ada 2 sayılı parselin fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölümü ile 384 ada 19 sayılı parselin (B) harfi ile gösterilen bölümlerinin Hazine, kalan bölümlerinin ise … ve müşterekleri adlarına tapuya tescillerine, 360 ada 2 ve 370 ada 6 sayılı parsellerin tapu kayıtlarına muvakkat inşaat şerhi düşülmesine karar verilmiş, hüküm davacı-davalı … mirasçıları vekili, davalı … ve müşterekleri vekili ve davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, fen bilirkişisi … tarafından düzenlenen 31.10.2011 havale tarihli rapor ekindeki krokide mavi çizgi ile çevrelenen yerde kalan taşınmaz bölümlerinin Haziran 1941 tarih ve 8 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı, kalan bölümlerin ise miktar fazlasını oluşturduğu kabul edilerek miktar fazlası bölümde adına tescil kararı verilen kişiler yararına 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen iktisap koşullarının gerçekleştiği, yine çekişmeli 366 ada 4, 5, 6, 382 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar ile 370 ada 2 sayılı parselin (C) harfi, 378 ada 2 sayılı parselin (A) harfi, 384 ada 19 sayılı parselin ise (B) harfi ile gösterilen bölümlerinde ise ekonomik amaca uygun zilyetliğin bulunmadığı gerekçeleri ile yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ne var ki, anılan tapu kaydının kapsamı usul ve yasaya uygun olarak belirlenmemiştir. Mahkemece her ne kadar güneydeki ark sınırı sabit kabul edilerek kapsam tayin edilmiş ise de, tapu kaydının tesis tarihinde mevcut olduğu anlaşılan ark sınırı 384 ada 8, 9 ve 10 sayılı parsellerin güneyini çevrelemediğinden bu sınırın sabit olarak kabulü mümkün bulunmamaktadır. Öte yandan yine bu ark sınırı esas alındığında 359 ada 1 sayılı parselin de tapu kaydı kapsamında kaldığından söz edilemez. Tapu kaydının bilinen ve tespit edilen sınırları kuzeyde, doğuda ve güneyde yer alan ark sınırları olduğu gibi, yine doğuda … oğlu Zeynel tarlası olarak gösterilen 366 ada 1, 2, 359 ada 2 ve 3 sayılı parseller de bulunmaktadır. Hal böyle olunca tapu kaydının kapsamının kuzeydeki, doğudaki ve güneydeki ark sınırları esas alınarak doğudan batıya doğru belirlenmesi gerekir. Bu nedenle kapsamın bu şekilde belirlenmesi, tapu kaydı kapsamı dışında kalan bölümler yönünden zilyetlikle edinme koşullarının, tapu kaydı kapsamında kalan bölümlerde ise tapu dışı paylaşma veya davanın açıldığı tarihte yürürlükte olduğu şekliyle Kadastro Kanunu’nun 13/B-b ve 13/B-c maddelerinde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine, 21.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.