YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5815
KARAR NO : 2013/7027
KARAR TARİHİ : 21.06.2013
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında … Mahallesi çalışma alanında bulunan 322 ada 3 parsel sayılı 5410,97 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, tapu kaydına ve taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden Hazineye intikal eden yerlerden olduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi uyarınca harita ve krokisi mevcut kayıt kapsamlarının harita ve krokisine göre belirlenmesi zorunludur. Mahkemece dosyadaki tescil ilamının çekişmeli taşınmazla ilgisinin olup olmadığı, davacı Hazine tarafından dayanılan tapu kayıtlarının krokisi bulunup bulunmadığı usulen araştırılmamış, dayanılan kayıtların krokisi bulunduğu takdirde getirtilerek uzman teknik bilirkişiler aracılığı ile mahalline uygulanması gerektiği düşünülmemiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. O halde, doğru sonuca varılabilmesi için Hazinenin dayandığı 3.3.1971 tarih ve 58 yevmiye numaralı tapu kaydı tesisinden itibaren oluşum belgeleri, tüm tedavülleri ve varsa haritası ile birlikte getirtilmeli, dosya içindeki tescil ilamının çekişmeli taşınmazla ilgisinin olup olmadığı davalıdan sorulmalı, dosya tamamlandıktan sonra mahallinde çevreyi iyi bilen kimseler arasından seçilecek yaşlı, tarafsız yerel ve uzman bilirkişiler aracılığı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Dosyadaki tescil ilamının çekişmeli taşınmaza ait olduğu yönünde iddiada bulunulması halinde, keşifte anılan tescil ilamı ile oluşan tapu kaydı ve davacının dayandığı tapu kaydının haritası birlikte, 3402 sayılı Yasa’nın 20. maddesinde belirtilen esaslar çerçevesinde yerel bilirkişi aracılığı ile yöntemince uygulanmalı, tapu kayıtlarının kapsamları kesin olarak belirlenmelidir. Tapu kayıtlarının iç içe geçmeleri halinde davalı tarafın dayandığı tapu kaydının Hazinenin taraf olduğu tescil ilamı ile oluşmuş olması nedeni ile davalının dayandığı tapu kaydına değer verilmeli, taşınmazın kısmen ya da tamamen davalı taraf tapu kaydının dışında Hazine tapu kaydının kapsamında kalması halinde taşınmazın öncesinin kaçak ve yitik kişilerden kalan yerlerden olup olmadığı konusunda yerel bilirkişi ve tanıkların ayrıntılı beyanları alınmalı, Hazinenin tapu kaydının dayanağı olan belgeler içerisinde mevcut tutanaklar var ise bu tutanaklarda bilirkişi ve tanık olarak dinlenen kişilerin hayatta olduklarının anlaşılması halinde bu kişiler de tanık sıfatı ile çağrılıp dinlenmeli ve davacı Hazine dayanağı tapu kaydının ihdasına kadar davalı yararına zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, taşınmaz tapu kapsamında kalmıyorsa kadastro tespit gününe kadar, davalı yararına zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği açıklığa kavuşturulmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Böylesine bir araştırma ve uygulama yapılmaksızın, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.