YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6020
KARAR NO : 2013/6392
KARAR TARİHİ : 10.06.2013
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında Baştoklu Köyü çalışma alanında bulunan 161 ada 280 ve 289 parsel sayılı 14977.81 ve 14986.85 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 161 ada 280 sayılı parsel tapu kaydı, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı …, 161 ada 289 sayılı parsel ise aynı nedenlerle eşit paylı olarak Turgut ve … adlarına tespit edilmiştir. Davacı … taşınmazların mera vasfında bulunduğu iddiasına dayanarak adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile 161 ada 280 parsel sayılı parselin teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 15/01/2013 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 1652.16 m2 yüzölçümündeki kısmının mera olarak sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına, kalan kısmının tespit gibi tesciline, 161 ada 289 parsel sayılı parselin krokide (B) harfi ile gösterilen 12233.49 m2 yüzölçümündeki kısmının mera olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına kalan kısmının tespit gibi tesciline, karar verilmiş; hüküm, davacı Köy Tüzel Kişiliği vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, temyize konu 161 ada 280 sayılı parselin krokisinde (A) harfi ile gösterilen, 161 ada 289 sayılı parselin (B) harfi ile gösterilen bölümleri dışında kalan bölümlerinin tespitte uygulanan tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı ve mera olduğu, ancak davacı köyün hak iddiasında bulunmadığı gerekçesi ile tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş ise de; varılan sonuç dosta kapsamına uygun düşmediği gibi, tapu uygulaması ve mera araştırması da hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı vekili dava edilen taşınmazları keşifte göstermiş ve 280 ve 289 sayılı parsellerin mera olduğu iddiasında bulunmuştur. Fen bilirkişisi raporunda davanın konusu olarak (A) ve (B) harfi ile gösterilen bölümler belirtilmiş ise de; davacının taşınmazın tamamını mı yoksa sadece (A) ve (B) bölümlerini mi dava ettiği tam olarak anlaşılamamaktadır. Öte yandan dava konusu taşınmazlara tespit sırasında uygulanan 18.08.1966 tarihli 67 ve 22.11.1987 tarihli 77 sıra numaralı hükmen ifraz ve taksimen oluşan tapu kayıtlarının geldisini oluşturan 01.05.1937 tarih 12 sıra numaralı tapu kaydı tescil ilamı ile oluştuğu halde tescil ilamı ve krokisi ile taksim ilamı ve krokileri getirtilerek tapu kaydı 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi gereğince uygulanıp kapsamı haritalarına göre belirlenmemiş; taşınmazın vasfı hakkında yerel ve tespit bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişkiler giderilmemiştir. Hal böyle olunca doğru sonuca varılabilmesi için davacı köyden taşınmazın kalan bölümlerinin de davaya konu olup olmadıkları da sorulup saptanmalı, davaya konu iseler taşınmazlar başında yeniden komşu köyde ikamet eden, yaşlı, tarafsız, taşınmazları iyi bilen yerel bilirkişiler, aynı yöntemle gösterilecek taraf tanıkları, tüm tespit bilirkişileri, teknik bilirkişi ve üç kişilik ziraat bilirkişi kurulu katılımı ile keşif yapılmalı, yerel bilirkişiler yardımı ile tapu kayıtları ve dayanağı haritaları zemine uygulanarak kapsamları haritalarına göre belirlenmeli, taşınmazların öncesinin ne olduğu, mera yönünden meranın devamı niteliğinde olup olmadığı, taşınmazları kimin ne zamandan beri ne şekilde kullandığı hususlarında ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasında çelişki doğduğunda yüzleştirme yapılarak çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, fen bilirkişisinden tapu uygulamasını ve keşfi takibe imkan veren, ziraat bilirkişileri kurulundan da taşınmazların toprak yapısı, niteliği komşu mera parsellerine göre arz ettiği özellikleri içerir bilimsel verilere dayalı ayrıntılı rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.