YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6576
KARAR NO : 2013/7270
KARAR TARİHİ : 25.06.2013
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
3402 sayılı Yasa’ya 5831 sayılı Yasa ile eklenen Ek 4. madde kapsamında 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi gereğince yapılan kullanım kadastrosu sırasında … Mahallesi çalışma alanında bulunan 103 ada 10 parsel sayılı 5976,03 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmaz ve üzerindeki bahçenin … oğlu …’ın kullanımında olduğu şerhi verilerek, tarla niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar … ve …, beyanlar hanesindeki davalıların murisi adına verilen zilyetlik şerhinin iptali ve kendi adlarına zilyetlik şerhi verilmesi istemi ile dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli 103 ada 10 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın davalılar tarafından kullanıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, uygulama ve inceleme hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Davacı taraf, dava dilekçesinde çekişmeli taşınmazın kendi kullanımlarında olduğunu ileri sürmüş, temyiz dilekçelerinde ise, 18.10.2012 tarihli fen bilirkişinin rapor ve krokisinde çekişmeli 103 ada 10 parseli sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 1445,96 metrekarelik bölümünün kendi kullanımlarında, geriye kalan bölümünün ise davalı tarafın kullanımında olduğunu iddia etmişlerdir. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tespit bilirkişilerinin kullanıma ilişkin herhangi bir bilgilerinin bulunmadığı anlaşılmış olup, davacı tanıklarının ise tarafların sınır komşusu oldukları, davacılara ait bir kısım taşınmaz bölümünün davalılara yazıldığı ve bu bölümün 5-6 yıldır davacıların kullanımında olduğu, taşınmazın 1984 yılından beri üzerine ağaç dikilmek suretiyle davalıların kullanımında olduğu şeklindeki beyanları da kendi içerisinde çelişmektedir. Mahkemece yukarıda içeriği özetlenen tanık beyanlarındaki çelişki giderilmeye çalışılmadığı gibi, çekişmeli taşınmaz bölümün kullanımına ilişkin bilgi ve görgüsü bulunmayan yerel bilirkişiler ile keşif yapılması da isabetsizdir. 5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Yasaya eklenen Ek 4. maddesinde Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerle ilgili kadastro tespiti sırasında, bu taşınmazların fiili kullanım durumları dikkate alınmak, varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu, kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle Hazine adına tescil edileceği düzenlenmiştir. O halde doğru sonuca ulaşılabilmesi için, çekişmeli taşınmaz hakkında bilgisi bulunan üç kişilik yerel bilirkişiler ve yöntemince belirlenecek taraf tanıkları ile yeniden keşif yapılarak davacı tarafın yer göstermesi ve teknik bilirkişi yardımı ile dava konusu edilen taşınmaz bölümü net olarak belirlenmeli, 3402 sayılı Yasaya 5831 sayılı Yasa ile eklenen Ek 4. maddesi uyarınca yerel bilirkişi ve tanıklara, belirlenen çekişmeli taşınmaz bölümünün fiilen hangi tarihten beri kim veya kimler tarafından kullanıldığı, kullanımın ne şekilde sürdürüldüğü etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, kullanım konusunda beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine, 25.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.