YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6705
KARAR NO : 2013/6892
KARAR TARİHİ : 18.06.2013
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında … Köyü çalışma alanında bulunan dava ve temyize konu 140 ada 15 parsel sayılı 2.807,76 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, miras yoluyla gelen hak, bağışlama ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına, 141 ada 1 parsel sayılı 1.426,70 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise aynı nedenler ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, miras yoluyla gelen hak, paylaşma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ve adına tespit edilen 140 ada 13 ve 141 ada 8 parsel sayılı taşınmazların eksik tespit edildiğini ve mevcut eksikliğin dava konusu taşınmazlarda kaldığını öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, temyize konu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı …’nın davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu 140 ada 15 ve 141 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar ile davacıya ait 140 ada 13 ve 141 ada 8 parsel sayılı taşınmazların öncesinin bütün halinde tarafların miras bırakanı …’e ait olduğu, …’in 1997 yılında vefatından sonra paylaşıldığı hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, paylaşma ile belirlenen sınırın neresi olduğu noktasında toplanmıştır. Keşifte dinlenilen yerel bilirkişi, taşınmazların ortak sınırının neresi olduğunu bilmediğini beyan etmiştir. Davalı tanıkları kadastro sırasında belirlenen sınırın paylaşma ile belirlenen sınır olduğunu belirtmişler, davacı tanıkları ise dava konusu 140 ada 15 ve davacıya ait 140 ada 13 parsel sayılı taşınmaz arasındaki sınırın ”kef” denilen sınır olduğunu, dava konusu 141 ada 1 ve davacıya ait 141 ada 8 parsel arasındaki sınırın kadastro sınırına göre 60 cm genişliğinde bir fark olduğunu beyan etmişlerdir. Dinlenen tek tutanak bilirkişisi ise 140 ada 13 ve 15 parsel sayılı taşınmazlar arasındaki sınır hakkında bilgisi olmadığını, 141 ada 1 ve 8 parsel sayılı taşınmazlar arasındaki sınırda ise 60 cm genişliğinde bir fark olduğunu beyan etmiştir. Mahkemece beyanlar arası çelişki giderilmediği gibi dava konusu taşınmazları iyi bilen yerel bilirkişi belirlenerek bu kişilerin dinlenilmesi yoluna da gidilmemiştir. Yine taşınmazlarla ilgili keşifte hazır bulunan uzman bilirkişi tarafından raporda davacı tanıkları ve tutanak bilirkişi tarafından gösterilen sınırlar işaretlenmemiş, ”kef” sınırının neresi olduğu da gösterilmemiştir. Yetersiz inceleme ile karar verilemez. Hal böyle olunca Mahkemece, doğru sonuca varılabilmesi için önceki keşifte dinlenilen tüm tanıklar, yerel ve tutanak bilirkişisi ile mahkemece yeniden seçilecek elverdiğince yaşlı ve dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri iyi bilen, davada yararı bulunmayan yerel ve tüm tutanak bilirkişilerinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında dinlenecek yerel ve taraf tanıklarından taşınmazların taraflar arasındaki paylaşma ile belirlenen ortak sınırın gösterilmesi istenilip maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasındaki çelişkiler giderilmeli, fen bilirkişiden keşfi takibe imkan verir rapor alınmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacı …’nın temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 18.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.