YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6787
KARAR NO : 2013/6855
KARAR TARİHİ : 18.06.2013
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucunda 140 ada 126 parsel sayılı 281.24 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit ve tescil edilmiş,191.72 metrekare yüzölçümündeki yer ise yol vasfıyla tespit dışı bırakılmıştır. Davacı adına tespit edilen 140 ada 139 parsel sayılı taşınmaz ile davalı adına tespit edilen 140 ada 126 parsel sayılı taşınmaz arasındaki sınırın yanlış hesaplandığını ayrıca 140 ada 139 parsel sayılı taşınmaz ile kendi ve müşterekleri adına tespit edilen 140 ada 129 parsel sayılı taşınmaz arasında yol olmadığını, bu yerin kendisine ait olduğunu iddia ederek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen ve 140 ada 126 parsel sayılı taşınmazda kalan 18.97 metrekare yüzölçümündeki yer ile aynı raporda (C) harfi ile gösterilen ve 191.72 metrekare yüzölçümündeki yerin 140 ada 139 parsel sayılı taşınmaza eklenmesine, bu parselin 509.65 metrekare yüzölçümüyle davacı adına tesciline, 140 ada 126 parsel sayılı taşınmazın 262.27 metrekare yüzölçümü ile davalı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … ile davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümün davacıya ait taşınmazla davalıya ait taşınmaz arasındaki ortak sınır olduğu ve aynı raporda (C) harfi ile gösterilen bölüm üzerinde davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Davacı adına tescile karar verilen (B) harfli yerin niteliği ve kapsamı sağlıklı bir şekilde belirlenmemiş, sınırın belirlenmesine esas alınan yapılar fen bilirkişi raporunda gösterilmemiş, bu nedenle raporun denetimi yapılamamıştır. Mahallinde yapılan keşifte köye ait olan ve kadimden beri kullanılan yolun davacıya ait evin kuzeyinde bulunan samanlık ile Salih Bulak’a ait evin önüne kadar geldiği belirtilmiştir. Ev ve samanlık fen bilirkişi raporunda gösterilmemiş olduğu gibi, kadim yolun devamının ise mevsimlik olarak harman yerine giden yol olarak ihtiyaç duyulduğunda kullanıldığı bildirilmiş ancak bu bölüm de krokide gösterilmemiştir. Fen bilirkişi raporu keşifteki beyanların değerlendirilmesi ve denetimi yönünden yetersiz kalmaktadır. Ayrıca 140 ada 126 sayılı parselin içinde ortak sınır oluşturduğu belirtilen samanlığın ortasında bulunan direkten 117 nolu parselin giriş kapısından 3.40 metre güneydeki direk arasındaki hatta fen bilirkişi krokisinde gösterilmemiş (A) ve (C) bölümlerinin yakından fotoğrafları çekilerek beyanların denetlenmesi sağlanmamış, davacıya ait 140 ada 139 parsel sayılı taşınmazın (C) bölümüne komşu olan bir kısım yere hangi nedenle duvar çekildiği, bu duvarın çıkmaz yol ile davacının kendi parselini ayırma maksatlı olup olmadığı değerlendirilmemiş, özel mülk ile çıkmaz yol arasındaki sınır kesin olarak belirlenmemiştir. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, gerektiğinde ihtilafın aydınlanması için taraflara yeniden tanık bildirme olanağı HMK’nun 31. maddesi gereğince hatırlatılmalı, keşifteki tüm beyanlar fen bilirkişi rapor ve krokisi ile çekilecek fotoğraflarla izleme ve değerlendirme olanağı tanınmalı, yapılacak uygulamada 3.40 metrekarelik tecavüze ilişkin beyanın davacıyı bağlayacağı göz önünde bulundurulmalı, yolun kadim yol ile harmana giden yol bölümleri ayrı ayrı belirlenmeli, harmana giden yolun herkesin kullanımına açık olup olmadığı saptanmalı, bu şekilde tüm deliller toplanmalı ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı … ile davalı Hazine temsilcisi temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, davalı … tarafından peşin yatırılan nispi temyiz karar harcının talep halinde kendisine iadesine, 17.04.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.