Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/6823 E. 2013/6779 K. 17.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6823
KARAR NO : 2013/6779
KARAR TARİHİ : 17.06.2013

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucunda nde bulunan 114 ada 46 parsel sayılı 5171,14 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı  zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü olduğu belirtilerek … adına tescil edilmiştir. Davacı …, miras yoluyla gelen hak, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 114 ada 47 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün adına tescili istemi ile davalı … aleyhine dava açmış, yargılama sırasında talebini aynı ada 46 sayılı parsele yöneltmiştir. Mahkemece  yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ve 114 ada 46 parsel sayılı taşınmazın uzman fen bilirkişinin raporuna ekli krokide (A) harfiyle gösterilen 1856.90 metrekarelik bölümünün tapu kaydının iptali ile ayrı bir parsel numarası verilerek davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiş, Mahkemenin 28.02.2013 tarihli kararı ile temyiz süresinin geçmesi nedeniyle davalının temyiz talebinin reddine karar verilmiş; temyiz talebinin reddine ilişkin karar davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Her nekadar hükmü süresi içerisinde temyiz etmediği gerekçesiyle davalı …’ın “temyiz talebinin reddine” karar verilmiş ise de, Mahkeme kararı adı geçen davalıya 08.02.2013 tarihine denk gelen Cuma günü tebliğ edilmiş ve hüküm 25.02.2013 tarihine denk gelen Pazartesi günü temyiz edilmiştir. Temyiz süresinin son günü tatil gününe denk geldiğinden takip eden iş gününün temyiz süresinin son günü sayılacağı kuşkusuzdur. Hal böyle olunca tarih itibariyle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 432/1. maddesinde öngörülen temyiz süresinin geçmediği anlaşıldığından davalı …’ın anılan ek karara yönelik temyiz itirazları yerinde olup kabulüyle yerel mahkemenin davalı …’ın “temyiz talebinin reddine” dair ek kararının kaldırılarak temyiz isteminin esastan incelenmesine geçildi.
Mahkemece, 114 ada 46 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen bölümü üzerinde zilyetlikle edinme koşullarının davacı yararına gerçekleşmiş olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ne var ki, dava aynı ada 47 parsel sayılı taşınmaz hakkında ve bu taşınmazın kayıt maliki olan … aleyhine açılmıştır. Keşif esnasında dava edilmek istenen taşınmazın 46 sayılı parsel olduğu belirtilmiştir. Dosyaya getirtilmiş olan tapu kaydından 46 parsel sayılı taşınmazın Mithat Altıntaş adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Davacı …, “dava etmem gereken yer 114 ada 46 sayılı parseldir ve davalı kişi de Yusuf Altıntaş olması gerekmektedir” beyanını içerir 26.06.2012 tarihli dilekçesi ile de dava konusunun 114 ada 46 sayılı parsel, davalının da … olması gerektiğini ileri sürmüştür. Ayrıntıları 29.06.2011 tarih ve 2011/1-364 Esas 2011/453 karar sayılı Hukuk Genel Kurulu kararında belirtildiği üzere bizatihi davayı oluşturan dava konusu 47 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki eldeki dava, kısmı bir dava olmadığından davacının bu dilekçesi, ıslah dilekçesi olarak kabul edilemeyecektir. Başka bir anlatımla, eğer bir davanın konusunu teşkil eden taleplerden sadece bir bölümü istenmiş ve kısmi davaya konu edilmişse daha sonra kalan bölümü için ıslah söz konusu olabilecekken, bir dava konusunun bizatihi kendisi davayı oluşturuyor ise, burada kısmi dava bulunmadığından ıslah edilebilecek bir dava da bulunmayacaktır. Bir an için davacının dilekçesinin ıslah mahiyetinde olduğu kabul edilse dahi 46 sayılı parsel maliki ölü Mithat Altıntaş olup mirasçıları aleyhine açılmış bir dava bulunmadığından bu halde de davanın husumet nedeniyle reddi gerekmekte iken Mahkemece bu yön göz ardı edilerek esasa ilişkin karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, “dava konusu olmadığı anlaşılan 47 parsel sayılı taşınmaz hakkında karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde karar verilmesi gerekirken bir karar verilmemiş olması da isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.