YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6834
KARAR NO : 2013/6821
KARAR TARİHİ : 17.06.2013
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında … Köyü çalışma alanında bulunan 115 ada 180 parsel sayılı 24.906,81 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle eşit paylarla … ve …, 115 ada 205 parsel sayılı 25.699,41 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise irsen intikal, taksim, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle eşit paylarla …, … ve … adına tespit edilmiştir. Davacı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli 115 ada 180 ve 205 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların davacı dayanağı satış senetleri kapsamında kalmadığı ve davalılar dayanağı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara ait olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; davalıların yargılama sırasında delil olarak dayanmış olduğu tapu kayıtları yöntemince uygulanmadığı gibi zilyetliğe dair alınan mahalli bilirkişi ve tanık beyanları arasındaki çelişki de giderilmediğinden, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli bulunmamaktadır. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için; tapu kayıt malikleri olan … Hemşiresi … ve … ile davalılar arasındaki akdi ve irsi ilişkisi bulunup bulunmadığı belirlenmeli, bundan sonra dava konusu taşınmazların bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları huzuru ile dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı ile zemine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydının haritası yoksa tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı, tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, böylece tapu kaydının kapsamı kesin olarak belirlenmelidir. Yerel bilirkişi ve tanıklardan da tapu kayıt maliki ile davacı arasında akdi ve ırsi ilişki olup olmadığı ve davacı ile davalılar arasında miras ilişkisi bulunup bulunmadığı sorulmalı, tapu kaydının taşınmazları kapsamaması halinde uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözüleceği göz önünde bulundurularak zilyetliğin sürdürülüş şekli, ne zamandan beri kim tarafından zilyetliğin sürdürüldüğü hususlarında maddi olaylara dayalı olarak ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasında meydana gelebilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan hususlar göz ardı edilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınann harcın istek halinde davacıya iadesine, 17.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.