YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6873
KARAR NO : 2013/6948
KARAR TARİHİ : 19.06.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı … vekili, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak Dereçaylı Köyünde bulunan doğusu …, batısı … tarlası, kuzeyi … ve … tarlaları ile güneyi … tarlası ile çevrili tapulama harici taşınmazın müvekkili adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın 2009/213 Esas sayılı dava dosyasında fen bilirkişileri tarafından hazırlanan 6.10.2011 tarihli bilirkişi raporu ve ekinde (A) ile gösterilen 2088,00 metrekarelik kısmın davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 2088,00 metrekare yüzölçümündeki bölümünün 50-60 sene evvel davacı tarafından ıslah edilip, tarla olarak nizasız, aralıksız malik sıfatıyla kullanıldığı, taşınmazın kalan bölümünde ise, davacı lehine TMK’nın 713. maddesinde aranan şartların oluşmadığı kanaati ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme yetersizdir. Davacı Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/213 Esas sayılı dava dosyasında dava konusu parselle ilgili olarak dava açıldığını ancak bu davanın husumet nedeni ile reddedildiğini belirterek, bu dosyaya dayanmak sureti ile 766 sayılı Kanun’un 2. maddesi gereğince tapulama harici bırakılan taşınmazın 12690 metrekarelik bölümünü imar – ihya ettiğini ileri sürerek dava açmıştır. Sözü edilen dava dosyasının incelenmesi sonucu davacının oğlu … tarafından babasının imar -ihya etmesi sureti ile 50 yılı aşkın süredir kullandığı 9450 metrekarelik yerin davacı İsmail adına tescili istemi ile açılan davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, bu dosyadaki deliller değerlendirilmek sureti ile yeniden keşif ve inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak ilgili dosyada yapılan, 4.10.2011 günlü keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler taşınmazın öncesinin mera olduğunu, taşınmazın meradan açılmak sureti ile tarla haline getirildiğini ileri sürdükleri halde, mahkemece bu yönde araştırma yapılmamış, dava konusu taşınmaz hakkında tapu kaydı bulunup bulunmadığı hususu Tapu Müdürlüğü’nden sorumamış, sözü edilen dosya arasında bulunan bilirkişi raporunda taşınmazın tamamının tarım arazisi olduğu belirtildiği halde, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin nedeni açıkca gösterilmemiş, ilgili dosyada bahsi geçen ceza mahkemesi dosyalarının davaya etkisinin ne olduğu hükümde açıklanmamış, uyuşmazlığın çözümünde, bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi olan hava fotoğraflarından da yararlanılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz. Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için varsa yöreye ait mera tahsis kararı ve haritası ile Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2009/213 Esas sayılı dava dosyasında bahsi geçen 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/276 Esas sayılı dava dosyası ile 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/662 Esas sayılı dosyaları getirtilerek, dosya arasına alınmalı, taşınmazın bulunduğu yere ilişkin çift taraflı bindirmeli olarak çekilmiş dava tarihinden en az 20 yıl öncesine ait (sonuncusu 2002 tarihli olmak üzere ) birbirine yakın tarihlerde çekilmiş, en az 2 hava fotoğrafı ve temin edilen en eski uydu fotoğrafı Harita Genel Komutanlığından getirtilerek bu fotoğraflar üzerinde fotogrametri ve jeodezi uzmanı harita mühendisi bilirkişiler aracılığı ile stereoskopik inceleme yapılmalı, kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar aracılığı ile uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması sağlanmalı, taşınmazın dava tarihinden 20 yıl önce çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin onaylı tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra, 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu ve fen bilirkişisi ile yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları huzuruyla mahallinde yeniden keşif yapılmalı; keşifte fen bilirkişisi eli ile varsa mera tahsis haritaları ile Asliye Ceza Mahkemesi ilamları ve krokileri uygulanıp, taşınmazları kapsayıp kapsamadığı, kapsıyorsa ilamların davacıyı bağlayıcı yönü bulunup bulunmadığı üzerinde durulmalı, fotoğraflardaki görünüme göre imar-ihyanın tamamlanmış olup olmadığı hususunda bilirkişilerin görüşleri alınmalı, ayrıca çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı, 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulunca tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanacak raporlarla denetlenmeli, yine ziraat bilirkişisi kurulundan çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliğini bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı olarak toprak yapısı, eğimi, bitki desenini açıklar nitelikte, çekişmeli taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalı, mahkemece yapılacak gözlem tutanağa geçirilmeli, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, mera tahsis olup haritası kapsamı dışında kalan yerlerin öncesi kadim mera olsa bile, tahsisle birlikte meralık niteliği kalkmış olacağından, davacının tahsisin kesinleştiği tarihten itibaren kadastro tespit tarihine dek en az 20 yıllık süre ile ekonomik amaca uygun şekilde malik sıfatı ile zilyetliğinin bulunup bulunmadığı, tahsis yok ise taşınmazın öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, hususunda yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, dava konusu taşınmazla ilgili olarak açılan ilk davada dava konusu olan 9450 metrekarelik yer ile temyize konu dava dosyasında dava konusu edilen 12690 metrekarelik taşınmazın aynı yer olup olmadığı belirlenmeli, belirtilen dosyadaki mevcut deliller ile mahalli bilirkişi ve tanık beyanları değerlendirilmeli, fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 19.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.