YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7644
KARAR NO : 2013/8974
KARAR TARİHİ : 26.09.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KULLANIM KADASTROSU
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosu sonucunda İnkılap Mahallesi çalışma alanında bulunan … ada … ve …, … ada … ve … parsel sayılı 516.42, 640.69, 333.77 ve 489.03 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve … parsel ve üzerindeki binanın 1996 yılından beri …, … parsel ve üzerindeki binanın 1995 yılından beri …, … parsel ve üzerindeki binanın 1998 yılından beri …, … parsel ve üzerindeki 1995 yılından beri …’in kullanımında olduğu şerhi verilerek bahçe niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, taşınmazların babası … Özer’e ait olduğu, babasının ölümü ile mirasçılara kaldığı iddiası ile zilyetlik şerhlerinin iptali ve babası … adına zilyetlik şerhi verilmesi istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, … ada … sayılı parsel yönünden davanın kabulü ile davacının miras payı olan 1/8 oranında zilyet olduğunun beyanlar hanesine yazılmasına, diğer taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Elbirliği halinde mülkiyet hükümlerine tabi bulunan bir terekede, terekeye ilişkin tüm tasarruf işlemlerinin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 640 ve 702. maddeleri uyarınca, tüm mirasçılar tarafından birlikte yapılması zorunlu olup, tasarrufi işlem niteliğindeki davanın da tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması gerekir. Bir mirasçının, özellikle acele hallerde miras şirketinin menfaatini korumak için, bütün mirasçılar adına, yalnız başına dava açması mümkün ise de, bu şekilde açılan bir dava tüm mirasçıların katılımı sağlanmadan yürütemez. Bu halde, diğer mirasçıların da davaya katılımalarının sağlanması, muvafakatlerinin alınması veya terekeye temsilci tayin ettirilmesi gerekir. Somut olayda davacı taşınmazların miras bırakan babası … ’den intikal ettiğini belirterek … adına zilyetlik şerhi verilmesi istemi ile dava açmıştır. 2461 ada 11 sayılı parselin beyanlar hanesine lehine zilyetlik şerhi verilen Kadir ve …, … Özer mirasçılarından …’in çocukları olup …’in halen hayatta olduğu dosyaya gelen nüfus kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı … ve Ramazan terekeye göre 3. kişi konumundadır. Hal böyle olunca, davacıya diğer mirasçıların davaya katılımını sağlaması
2013/7644 – 8974
veya muvafakatlarını alması ya da terekeye temsilci tayin ettirmesi için süre verilmesi, taraf teşkilinin sağlanması halinde işin esasına girilerek iddia ve savunma doğrultusunda araştırma yapılması, taraf teşkili sağlanmadığı takdirde davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken bu husus göz ardı edilmiştir.
Öte yandan Mahkemelerce verilecek her türlü kararların gerekçeli olması TC Anayasası’nın 141. maddesi gereğidir. Mahkeme hükmünün gerekçesinde nelerin bulunması gerektiği de HMK’nın 297. maddesi hükmünde gösterilmiştir. Bu hükme göre tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin kararda gösterilmesi zorunludur. Yasal durum bu olmasına karsın mahkemece tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tapu kaydına yollama yapılmak suretiyle hukuksal gerekçe gösterilmeden hüküm kurulmuş olması da isabetsiz olup, taraf vekillerinin temyiz itirazları açıklanan neenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile tüm parseller yönünden hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine, 26.09.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.