YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7875
KARAR NO : 2013/9077
KARAR TARİHİ : 27.09.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacılar, kayden paydaşı oldukları … ada … parsel sayılı taşınmazın, 2981 sayılı Yasa’nın 10/b maddesi uyarınca yapılan kadastro ile tespit ve tescil edildiğini, ancak anılan bu uygulama sonucu 349.91 m2’lik kayıplarının olduğunu ve bunun patika yol ayrılarak bazı kısımların davalılara ait komşu parsellere dahil edilmesinden kaynaklandığını ileri sürerek, tapu iptal ve tescil istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiş; hüküm; davacılar vekili, davalı Hazine vekili, davalılar Hüseyin, Muazzez, Mine, İlhan ve Hidayet vekili, birleşen dosya davalılarından Nimet ve … vekili, davalı … Topbaş ve davalı … tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Asıl ve birleşen dava, 2981 sayılı Yasa’nın 10/b maddesi gereğince yapılan kadastro ile tespit ve tescil edilen taşınmazlara yönelik tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Hemen belirtilmelidir ki; birleşen davanın konusu olan … ada … parsel sayılı taşınmazın 2981 sayılı Yasa uyarınca yapılan kadastrosu 08.08.2000 tarihinde kesinleşmiş; birleşen dava ise 18.08.2010 tarihinde açılmıştır. Öyleyse; 2981 sayılı Yasa’nın 10/b maddesinde Kadastro Yasası hükümlerinin uygulanmasının öngörüldüğü dikkate alınarak, 3402 sayılı Yasa’nın 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği sabittir. O halde, birleşen davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esası incelenmek suretiyle yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir. Asıl dava bakımından da, patika yolun da tescili istendiğine göre, davada ilgili Belediyenin yer alması gerektiği kuşkusuzdur. Bu husus gözetilerek, Belediyenin davada taraf olarak yer almasının sağlanması ve sonrasında iddia ve savunma doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması gerekirken, taraf teşkili koşulu yerine getirilmeden, işin esasına ilişkin hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Kabule göre de; çekişmeli taşınmazların sicil kayıtları açık olup, mükerrer tescillere neden olacak biçimde “en son parsel numarası verilmek suretiyle” tescillere hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, … ada … parsel sayılı davacılara ait taşınmazın birleşen dosyanın davalıları olan Nimet ve … adlarına tescili yönünde karar verilmesi de isabetli değildir. Temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 27.09.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.