Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/9723 E. 2013/9056 K. 26.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9723
KARAR NO : 2013/9056
KARAR TARİHİ : 26.09.2013

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında Uran Köyü çalışma alanında bulunan … ada … ve … ada … parsel sayılı, 6880.79 ve 8475.61 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Toprak Tevzi Komisyonunca oluşturulan tapu kaydı nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli … ada … parsel sayılı taşınmazın 2271.86 metrekare yüzölçümündeki bölümünün mera olarak sınırlandırılmasına, bu taşınmazın kalan kısmı ile çekişmeli 138 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli … ada … parsel numaralı taşınmazın bir bölümünün 4753 sayılı Kanun uyarınca yapılan çalışmalar sonucunda oluşturulan tevzii haritasında mera olarak bırakılan kısımda, bu taşınmazın kalan bölümü ile çekişmeli … ada … parsel numaralı taşınmazın ise 4753 sayılı Kanun ile ek ve tadilleri uyarınca Hazine adına oluşan tapu kayıtları kapsamında kaldığı kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli olmadığı gibi dosyada bulunan delillerin takdirinde dahi yanılgıya düşülmüştür. Çekişmeli taşınmazların 4753 sayılı Kanun ile ek ve tadilleri uyarınca Hazine adına oluşan tapu kayıtları kapsamında kaldığı gerekçesiyle davalı Hazine adına tespit edildiği, davacı … tarafından kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak dava açıldığı anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 46/1. maddesi, “4753 sayılı Kanun ile ek ve tadilleri uyarınca Hazine adına kaydedilen taşınmaz mallar bu Kanun hükümlerine göre doğan iktisap şartlarına istinaden zilyetleri adına tespit ve tescil olunur.” hükmünü içermektedir. Buna göre, 4753 sayılı Yasa uyarınca Hazine adına tapuya tescil edilen taşınmazların, öncesi itibariyle özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden bulunması ve tescil tarihi itibariyle zilyetleri yararına bu Yasa uyarınca (3402 sayılı Yasa 14 vd. maddeleri) kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme koşullarının gerçekleştiğinin anlaşılması halinde zilyetleri adına tescil edilmeleri gerekmektedir. Ne var ki, mahkemece 3402 sayılı Yasa’nın 46/1. maddesi koşulları yönünden inceleme, araştırma ve değerlendirme yapılmadığı gibi davalı Hazinenin tutunduğu tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazların bir kısmını kapsadığı, ayrıca …, …, … ve … numaralı komisyon parsellerinin bir kısmının da çekişmeli taşınmazlar içerisinde kaldığı fen bilirkişisi … tarafından düzenlenen harita ve raporda belirtildiği halde …, …, … ve … numaralı komisyon parselleri hakkında Hazine adına tapu kaydı oluşturulup oluşturulmadığı, bir başka anlatımla adı geçen komisyon parsellerinin şahıslara bırakılan taşınmazlardan olup olmadığının değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Diğer yandan mahkemece çekişmeli … ada … parsel numaralı taşınmazın bir bölümünün toprak tevzii çalışmaları sırasında mera olarak bırakılan
2013/9723-9056
bölümler içinde kaldığı kabul edilmiş ise de; toprak tevzi çalışmalarına kadar söz konusu bölümlerin kadim mera olarak kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmamışsa, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 46/1. maddesi koşullarının davacı lehine gerçekleşip gerçekleşmediği de araştırılmamıştır. Eksik inceleme ve araştırma ile karar verilemez. O halde, doğru sonuca varabilmek için öncelikle, toprak tevzii çalışmaları sırasında oluşturulan 61, 62, 199 ve 425 numaralı parseller hakkında Hazine adına tapu kaydı oluşturulup oluşturulmadığının sorulması, varsa tapu kayıtlarının tesisine esas belirtmelik tutanağı araştırılmalı, bulunması halinde 1962 yılında yapılan toprak tevzi çalışmaları sırasında bu taşınmazlar yönünden herhangi bir kayıt ya da belgenin uygulanıp uygulanmadığı belirlenmeli, varsa tesis ve tedavülleri ile birlikte getirtilmeli, çekişmeli taşınmazların komşu parsel tutanakları dayanak kayıtlarıyla birlikte istenmeli, taraflara tanıklarını göstermeleri için imkan tanınmalıdır. Dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten ve çekişmeli … ada … parsel numaralı taşınmazın bir kısmının komisyon haritasına göre mera parseli içerisinde kaldığı iddia edildiğine göre davada menfaati bulunmayan komşu köylerden seçilecek üç kişilik mahalli bilirkişi kurulu, 3 kişilik yerel mahalli bilirkişi kurulu, üç kişilik zirai bilirkişi kurulu, fen bilirkişisi, hayatta iseler belirtmelik tutanağında imzaları bulunan bilirkişiler, taraf tanıkları ve kadastro tespit bilirkişilerinin huzuru ile yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşif sırasında bilirkişi ve tanıklardan, varsa tevzii çalışmaları sırasında uygulanan kayıt ve belgelerin çekişmeli taşınmazları kapsayıp kapsamadığı, çekişmeli taşınmazların öncesinin ne olduğu, kime ait bulunduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim ya da kimler tarafından hangi tarihten itibaren ve ne şekilde kullanıldığı, öncesinin mera, yayla gibi özel mülkiyete konu olamayacak ya da kaçak ve yitik kişilerden kalıp kanunlar uyarınca Hazineye intikal eden yerlerden olup olmadığı, Hazine adına tapu kaydının oluştuğu tarihten geriye doğru davacı ya da maliki evvellerinin 20 yılı aşkın zilyetliğinin bulunup bulunmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve tespit dayanakları olan belgelerle denetlenmeli, zirai bilirkişi kurulundan çekişmeli … ada … parselin bitişiğinde bulunan … ada … parsel numaralı taşınmazın fiilen ne şekilde kullanıldığı, mera olması halinde çekişmeli taşınmaz ile arasında doğal ya da yapay ayırıcı sınır bulunup bulunmadığı hususlarını da içeren çekişmeli taşınmazları değişik yönlerden gösteren fotoğraflarının da bulunduğu ayrıntılı, denetlemeye elverişli rapor istenmeli, fen bilirkişisine keşfi izlemeye elverişli harita düzenlettirilmeli, aynı köyde aynı şekilde davalı diğer parseller hakkında Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen davalar incelenerek göz önünde bulundurulmalı, daha sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmeli, bir beldede geçmişte kaçak ve yitik kişilerin yaşamış olmasının, o yöredeki tüm taşınmazların kaçak ve yitik kişilerden kaldığı anlamına gelmeyeceği göz önünde bulundurulmalı, Hazine tapusunun oluştuğu tarihe kadar, Kadastro Kanunu’nun 46/1, 14 ve devamı maddelerinde sözü edilen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme koşullarının davacı taraf lehine gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılmalı ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Kabule göre de; 3402 sayılı Yasa’nın 1. maddesi gereğince kadastro hakimi, çekişmeli taşınmazın tamamı hakkında doğru, açık ve infazı kabil hüküm kurmak zorundadır. Bu itibarla, çekişmeli taşınmaz mahkeme kararıyla ifraz edilmesi halinde ifraz edilen her bir bölümün, fen bilirkişi raporunda harflendirilerek yüzölçümlerinin gösterilmesinin istenilmesi; mahkemece de hükme esas alınan fen bilirkişi raporuna atıf yapılmak suretiyle ifraz edilen her bir bölüm hakkında ayrı ayrı karar verilmesi zorunludur. Mahkemece, hükümde fen bilirkişi raporuna atıf yapılmaması ve dosyada mevcut raporda, çekişmeli taşınmazın ifraz edilen her bir bölümünün harflendirilerek yüzölçümlerinin buna göre belirlenmemesi isabetsizdir. Kadastro hakimi, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde, doğru ve anlaşılır hüküm kurmak zorunda olup, hüküm fıkrasında fen bilirkişisinin rapor ve krokisi ile irtibat kurmaması da bozmayı gerektirmektedir. Ayrıca davanın 3402 sayılı Kanun’un 30/2. maddesinde belirtilen re’sen araştırma yetkisi içeren
2013/9723-9056
davalardan bulunmadığı halde davacının davasının reddine karar verildiği durumlarda taşınmaz hakkında tespit gibi tesciline dair hükümle yetinilmesi gerekirken çekişmeli taşınmazın bir bölümünün mera olarak sınırlandırılmasında dahi isabet bulunmamaktadır. Hal böyle olunca; Mahkemece, yukarıda açıklanan şekilde inceleme, araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.