Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2016/13824 E. 2020/2667 K. 06.07.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13824
KARAR NO : 2020/2667
KARAR TARİHİ : 06.07.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Kadastro sırasında uygulanan tapu kaydının hukuki kıymetini yitirdiğini ileri sürülerek açılan tapu iptal ve tescil istemli uyuşmazlıklarda davanın kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise, mirasçılarına karşı açılması gerektiğini, kayıt malikinin mirasçı bırakıp bırakmadığı araştırılmadan, mirasçı bırakmışsa dava onlara yöneltilmeden kayyım atanmak suretiyle yazılı şekilde sonuçlandırılmış olmasının doğru olmadığını, çünkü bu tür davalarda kayıt malikine ya da terekesine kayyım atanarak ve onun huzuruyla yürütülmesinin olanaklı olmadığını, kayıt maliki hiç mirasçı bırakmadan ölmüş ise, TMK’nın 501. maddesi hükmü uyarınca son mirasçı sıfatıyla davanın Hazineye yöneltilmesini, somut olayda kayıt maliki … karısı … ve … oğlu …’in hasımlı (hasım Hazine olacak) mirasçılık belgelerini almak üzere davacı vekiline süre ve imkan tanınması ölüm tarihinin kesin olarak belirlenmesini, mirasçı bırakmış ise davanın mirasçılarına yöneltilmesi; taraf teşkilinin sağlanarak, yargılamaya geldikleri takdirde iddia ve savunma çerçevesinde delillerinin toplanması, adı geçen hiç mirasçı bırakmadan ölmüş olup da terekesi Hazineye intikal etmiş ise böyle bir yerin zilyetlik yoluyla kazanılmayacağının düşünülmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda kabulü ile dava konusu 38 ada 24 parselin tapu kaydındaki … karısı … ile … oğlu … adına kayıtlı taşınmazdaki hisselerin iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı kayyumu Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, “davalılar adına kayıtlı tapu hukuki değerini yitirmiş olduğu halde kadastro tespitinde bu tapu kaydına değer verilerek davalılara da pay verilmiş olmasının hatalı olduğu” iddiası ile açılmış olup, kadastrodan önceki nedene dayalı olduğu kuşkusuzdur. Taşınmazın 2613 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre yapılan tespitinin kesinleştiği 19.09.1967 tarihi ile, dava tarihi olan 30.06.1980 tarihi arasında 3402 sayılı Kanun’un Geçici 4. maddesinin 3. fıkrası delaletiyle 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre geçmiştir. Hak düşürücü sürenin kamu düzenine ilişkin dava şartı olması nedeniyle önceki bozma ilamında maddi hata sonucu göz ardı edilen bu hususun taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı da kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, davanın açıklanan nedenle reddine karar verilmesi gerekirken, esasa girilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.07.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.