YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/16809
KARAR NO : 2020/1586
KARAR TARİHİ : 08.06.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucunda, …Köyü çalışma alanında bulunan 182 ada 5 parsel sayılı ve 158,03 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadimden beri köy halkının kullanımında olduğu belirtilerek, Kışla Köy Tüzel Kişiliği adına tespit edilmiş, taşınmazın beyanlar hanesine, 3303 sayılı Yasa’nın 3. maddesi gereğince idarenin ve ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemeyeceği ve bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayanılarak bir hak ve tazminat iddiasında bulunulamayacağı şerh edilmiştir. Davacı …, irsen intikal, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve satın almaya dayanarak, tapu iptali ve adına tescili istemiyle dava açmış, davacı …’ın aynı nedenlere dayanarak açmış olduğu dava eldeki dosya ile birleştirilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda birleşen 2014/544 Esas sayılı dava dosyası yönünden; dava konusu 182 ada 5 parselde kargir değirmen ve bahçesi olarak … adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının 3/6 hissesinin iptali ile davacı … adına kayıt ve tesciline, adı geçen davacının davalı Hazineye karşı açmış olduğu davanın taraf sıfatı yokluğundan reddine; 2014/540 Esas sayılı dava dosyası yönünden; dava konusu 182 ada 5 parselde kargir değirmen ve bahçesi olarak … adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının 3/6 hissesinin iptali ile 1/6’şar hisse olarak davacı … ve … mirasçıları … ve … adlarına kayıt ve tesciline, Hazineye karşı açılan davanın taraf sıfatı yokluğundan reddine karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, keşif esnasında dinlenen mahalli bilirkişilerin, davaya konu değirmenin çok eski dönemlerde köy ahalisinden bir çok aile tarafından müşterek olarak kullanıldığını, ancak daha sonraki dönemde davacılar ve aileleri dışındaki şahısların davaya konu değirmen üzerindeki zilyetliklerini terk ettiklerini, davacılardan …’ın babası … ve diğer davacı …’ın babası’… da değirmen de hak sahibi olduğunu beyan ettikleri, dosya arasında mevcut 16.06.1972 tarihli devir sözleşmesinde … oğlu …’ın dava konusu taşınmaz üzerindeki zilyetliğini oğlu davacı …’a devrettiği ve …’ın ise 09.09.1974 tarihli gayrimenkul satış ve zilyetliğin devri senedi ile dava konusu taşınmaz üzerindeki zilyetliğini oğlu …’a bıraktığı, yine dosya içerisinde bulunan 10.08.2005 tarihli Gayrimenkul Satış ve Zilyetliğin Devri Senedi ile … mirasçılarından …’in dava konusu taşınmaz üzerindeki hak ve zilyetliklerini davacı … ve dava dışı kardeşleri olan … ve …’a devrettikleri, dava konusu taşınmazın, 40 yılı aşkın süredir davacılar ve murislerinin zilyetliğinde bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacıların dayandıkları satış satış sözleşmesi ve gayrimenkulün satış ve zilyetliğin devri senetleri keşifte uygulanarak kapsamları kesin olarak belirlenmediğinden, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, taksim ve bağışa konu olup olmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmeye çalışılmalı; fen bilirkişisinden, 16.06.1972 tarihli devir sözleşmesi ve 09.09.1974 tarihli gayrimenkul satış ve zilyetliğin devri senetlerinin kapsamını belirten ve keşfi takibe imkan veren rapor ve kroki alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan hususlar gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsize olup, davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davalı …’ne iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.06.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.