YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7549
KARAR NO : 2020/1549
KARAR TARİHİ : 08.06.2020
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ
KANUN YOLU: TEMYİZ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında, … Köyü çalışma alanında bulunan 102 ada 10 ve 105 ada 94 parsel sayılı 70.122,78 ve 13.291,80 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir. Davacı … tarafından, davalılar Hazine, … Köyü Tüzel Kişiliği ile … ve arkadaşları aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi ve tescil davası, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde, çekişmeli parsel tutanakları ile aktarılan dava dosyası birleştirilmiş, yargılama sırasında 102 ada 167 parsel sayılı 1.668.294,84 metrekare yüzölçümlü taşınmaz da davalı hale getirilmiş ve müdahil …., kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak 102 ada 10 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı …’ün davasının reddine, müdahil davacı…’nun davasının kısmen kabulüne, 102 ada 10 parsel sayılı taşınmazın 21.11.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümün… mirasçıları adına payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, 102 ada 10 parsel sayılı taşınmazın aynı bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölüm ile 102 ada 167 parsel sayılı taşınmazın mera olarak özel siciline kaydına, 105 ada 94 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfı ile davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tespit tarihinden önce açılan ve taraflar arasında görülen tescil davası nedeniyle malik haneleri açık olarak tespit edilen taşınmazlarda gerçek hak sahibinin tespitine yöneliktir. Davacı …, çekişmeli taşınmazların kök miras bırakanlarından kalan yerler olduğunu öne sürerek, taşınmazların kök murisi … mirasçıları adına payları oranında tescilini talep etmiştir. Müdahil davacı … ise, kendisine ait taşınmazın bir kısmının 102 ada 10 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığını öne sürerek, bu bölümün adına tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece, müdahil davacı …’nun davasının kabulü ile 102 ada 10 parsel sayılı taşınmazın 21.11.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile belirtilen bölümün müdahil davacı …mirasçıları adına payları oranında tesciline, davacı …’ün 102 ada 10 parsel sayılı taşınmazın aynı raporda (B) harfi ile gösterilen bölümü ile 102 ada 167 parsel sayılı taşınmazın (C) harfi ile gösterilen bölümüne yönelik davasının … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1990/14 Esas, 1992/21 Karar sayılı dosyasında men kararı verilen (B1) harfi ile gösterilen yer olduğu gerekçesiyle davanın reddi ile mera olarak özel siciline kaydına, 105 ada 94 parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının ise, … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1998/1 Esas, 1998/224 Karar sayılı dosya ile davacının amcası Ali Yıldız tarafından men-i müdahale davası açıldığı ve red ile sonuçlandığı, karar tarihinden itibaren 20 yıllık zilyetlik süresi dolmadığı gerekçesiyle reddine, tarla vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun olmadığı gibi, yapılan araştırma ve inceleme de hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece, hükme esas olarak alınan dava dosyalarından … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1998/1 Esas, 1998/224 Karar sayılı dosyası bu dosya arasına alınmamış, 102 ada 10 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen kısmı ile 102 ada 167 parsel sayılı taşınmazın (C) harfi ile gösterilen kısmının anılan Mahkemenin 1990/14 Esas, 1992/21 Karar sayılı kararında men kararı verilen yer olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, anılan kararda davacının murisinin kullandığı belirtilen (B2) harfi ile gösterilen yerin neresi olduğu tespit edilmemiş, 102 ada 167 parsel sayılı taşınmaz mera olarak tespit edilip (C) harfi ile belirtilen bölüm nedeniyle sonradan davalı hale getirildiği halde yöntemince mera araştırması yapılmamış, yargılama devam ederken 102 ada 10 ve 167 parsel sayılı taşınmazların bir bölümü üzerinde … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/103 Esas, 2014/103 karar sayılı dosyası ile kamulaştırma işlemi yapıldığı halde ilgili kamulaştırma dosyası getirtilmemiş, belirtilen dosyalardaki krokiler çakıştırılmak suretiyle kapsamları tayin edilmemiş, müdahil davacı … adına 74.956,54 metrekare yer tescil edildiği bildirilmesine rağmen, bu taşınmazların kadastro tespit tutanakları getirtilmek suretiyle müdahil adına belgesizden tespit edilen yer miktarı belirlenmeksizin karar verilmesi cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, müdahil davacı … adına aynı çalışma alanı içerisinde kadastro sırasında belgesiz zilyetlik nedeniyle tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğü ile Kadastro ve Tapu Müdürlüklerinden sorularak, varsa bu taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri ve oluşmuş ise tapu kayıtları, … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1998/1 Esas, 1998/224 Karar sayılı dosyası ile … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/103 Esas, 2014/103 Karar sayılı dosyası ilgili yerlerden getirtilerek dosya ikmal edilmeli, bundan sonra taşınmazların bulunduğu köy ile komşu köylerden yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ile taraf tanıkları ve üç kişilik uzman ziraat mühendisi bilirkişi heyeti ve teknik bilirkişinin katılımıyla mahallinde yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmaz bölümlerinin öncesinin ne olduğu, kim tarafından ne zamandan beri, ne suretle kullanıldığı, kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı, çekişmeli taşınmazlar ile mera parseli arasında doğal ya da yapay ayırıcı unsurların bulunup bulunmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, belirtilen mahkeme dosyalarındaki sınırlar teker teker okunmak suretiyle bu sınırların yerleri göstertilmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazların niteliğiyle ilgili önceki tarihli ziraat bilirkişi raporunu da irdeler mahiyette ve taşınmazların diğer bölümleri ve komşu mera parselleriyle karşılaştırmalı biçimde, toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden mera vasfında olup olmadığını, mera parsellerinden nasıl ayrıldığını, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetlik var ise zilyetliğin şeklini ve süresini bildiren, taşınmaz bölümlerinin değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisine, keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, önceki mahkeme kararlarına esas alınan krokiler çakıştırılmak suretiyle ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli, … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1990/14 Esas, 1992/21 Karar sayılı dosyasındaki kroki ile yine aynı mahkemeye ait 2014/103 Esas, 2014/103 Karar sayılı kamulaştırma dosyalarındaki krokiler çakıştırılmak suretiyle kapsamları kesin olarak belirlenmeli; taşınmazların öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağı düşünülmeli, kadim nitelikte mera olmadığının anlaşılması halinde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve devamı maddelerinde sözü edilen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme koşullarının davacı ve müdahil davacı lehine gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılmalı, 105 ada 94 parsel sayılı taşınmazın … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1998/1 Esas, 1998/224 Karar sayılı dosyasında belirtilen yer olup olmadığı tereddütsüz belirlenmeli, taraflar arasında kesin hüküm olup olmadığı tartışılmalı, ve bundan sonra müdahil davacı …adına belgesiz zilyetlik nedeniyle tespit edilen taşınmaz miktarı da göz önüne alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 08.06.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.