YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/137
KARAR NO : 2020/3429
KARAR TARİHİ : 24.09.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 133 ada 29 parsel sayılı 90.637,95 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadimden beri köy halkı tarafından mera olarak kullanıldığı belirtilerek, kamu orta malı-mera vasfıyla sınırlandırılmıştır. Davacı …, çekişmeli taşınmazın bir bölümünün, miras bırakanı … adına tespit ve tescil edilen 133 ada 2 parsel sayılı taşınmazın devamı niteliğinde olduğunu ileri sürerek, bu kısmın tapu kaydının iptali ile veraset ilamındaki payları oranında muris … mirasçıları adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, 133 ada 29 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi …’nin 20.04.2016 havale tarihli raporu eve eki krokide (B) harfi ile gösterilen kısmının tapu kaydının iptali ile bu kısmın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı adına tesciline karar verilen (B) harfi ile gösterilen temyize konu taşınmaz bölümü yönünden davacı taraf yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Mahallinde icra edilen keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişiler, davacının iddiasına konu bölümün sınırlarını bilmediklerini, öncesinde bu yerin davacı ve murisi tarafından ekilmekle birlikte 30-40 yıldır kullanılmadığını beyan etmiş, zirai bilirkişi raporunda ise dava konusu bölümün tek yıllık madımak, aslan dişi, kara yonca ve çim türlerine ait otsu bitkilerle kaplı olduğu belirtilmiş olup, zirai bilirkişi raporuna ekli fotoğraflarda da bu bölümü, taşınmazın kalan kısmından ayıran bir unsur bulunmadığı ve taşınmazın kendiliğinden yetişen otlarla kaplı olduğu görülmektedir. Şu halde, sözü edilen hususlar bir arada değerlendirildiğinde davacı tarafın taşınmaz üzerinde iktisaba elverişli bir zilyetliğinin bulunmadığı, bir diğer ifade ile davacı tarafın zilyetlikte taşınmaz edinme koşullarının lehine oluştuğunu ispat edemediği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, temyize konu taşınmaz bölümü yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Kabule göre de; tüm mirasçılar adına tescile karar verilmesi gerekirken sadece davacının karar başlığında gösterilip adına karar verilmesi de, usule aykırı olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.