YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4223
KARAR NO : 2020/3504
KARAR TARİHİ : 28.09.2020
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Uygulama kadastrosu sonucunda, … İlçesi … Mahallesi çalışma alanında ve tapuda … adına kayıtlı bulunan eski 167 parsel sayılı 10.100,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 101 ada 18 parsel numarasıyla ve 10.755,19 metrekare yüzölçümlü olarak; davalılar … ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 162 parsel sayılı 9.200,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 152 ada 1 parsel numarasıyla ve 9.048,00 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı …, uygulama kadastrosu sırasında, adına kayıtlı bulunan 101 ada 18 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün, davalılar adına kayıtlı bulunan 152 ada 1 parsel içerisinde tespit ediliğini ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, “152 ada 1 ve 101 ada 18 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespitlerinin iptaline, 10.05.2016 havale tarihli teknik bilirkişi raporunda yer alan krokide (A) harfi ile gösterilen 1.177,68 metrekarelik taşınmaz bölümünün, 101 ada 18 parsel sayılı taşınmaza dahil edilmesine, böylece 101 ada 18 nolu parselin 11.932,87 metrekare ve 152 ada 1 nolu parselin ise 7.870,32 metrekare yüzölçümü ile tapuya tesciline” karar verilmiş; hüküm, davalı … … tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı … dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında adına kayıtlı bulunan 101 ada 18 parsel sayılı taşınmazın, 80 yıldır kullandığı ve tesis kadastrosundan önce kavak fidesi de diktiği bir bölümünün, taşınmazın sınırındaki derenin diğer tarafında bulunan 152 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içerisinde tespit edildiğini ileri sürmüştür. Mahkemece, dava konusu 152 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen nizalı bölümünün, davacının kullanımında olduğu kabul edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Uygulama kadastrosunun genel amacı, teknik açıdan yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği anlaşılan kadastro haritalarının yenilenmesi ve uygulanabilir hale getirilmesi olup; mülkiyet ihtilaflarını canlandırmak veya çözmek değildir. Somut olayda; gerek dava dilekçesinin içeriğinden gerekse, keşifteki, taşınmaz sınırlarına ilişkin yer gösterimleri ve tüm dosya kapsamından davanın uygulama kadastrosuna yönelik olmadığı, tesis kadastrosundan önceki nedenlere ve mülkiyet hakkına dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, mülkiyet ihtilafının varlığı halinde, bu ihtilafın, uygulama kadastrosu ile ilgili dava kapsamında çözümlenemeyeceği ve kesinleşen tespitlere karşı Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu göz önünde bulundurulmak suretiyle, görevsizlik kararı verilerek, dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak esasa ilişkin yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.