Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2017/6119 E. 2021/2514 K. 22.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/6119
KARAR NO : 2021/2514
KARAR TARİHİ : 22.03.2021

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, … İlçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 133 ada 134 parsel sayılı 324,14 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı şerhi yazılarak, kargir ev ve arsası vasfıyla Hazine adına tespit ve 03.01.2000 tarihinde hükmen tescil edilmiştir. Davacı …, dava konusu taşınmazın 1981 yılından beri kullandığını ileri sürerek, taşınmazda lehine kullanım şerhi verilmesi istemiyle, 04.04.2013 tarihinde dava açmıştır. Mahkemece, usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, dava konusu 133 ada 134 parsel sayılı taşınmazın davacı tarafından kullanıldığının tespitine, şerh talebine ilişkin davanın reddine, Kadastro Müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, dahili davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın tespitinin kesinleştiği tarihten, dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, bu nedenle taşınmazda davacı taraf lehine kullanım şerhi verilemeyeceği, ancak davacının taşınmazda zilyetliğinin de olduğu gözetilerek, çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince, davacının taşınmazdaki zilyetliğinin tespitine dair yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dosya kapsamından eldeki davanın, dava konusu taşınmazda davacı taraf lehine kullanım şerhi verilmesi istemine ilişkin olduğu ve tespitten önceki nedene dayalı olarak açıldığı, davanın açıldığı 04.04.2013 günü itibariyle de 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne dair yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.03.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.