Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2017/864 E. 2020/3389 K. 24.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/864
KARAR NO : 2020/3389
KARAR TARİHİ : 24.09.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, … ilçesi … Köy Mahallesi çalışma alanında bulunan 351 ada 179 parsel sayılı 24655,89 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, davalı … adına tespit ve tescil edildikten sonra, taşınmazın 916/1541 hissesi satış nedeniyle davalı … adına tescil edilmiştir. Davacı … miras yoluyla gelen hakka dayanarak, taşınmazın rızai ve fiili taksimle kendisine düşen 1925 m2’lik kısmının tapusunun iptali ile ifrazen adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne çekişmeli 351 ada 179 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1907,17 metrekareleik yerin davalı … hissesinden düşülerek hisseli olarak davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın tarafların müşterek murisi …’ten intikalen geldiği ve fiilen taksim edildiği, bu durumun davalıların da kabulünde olduğu ancak taşınmazın ifraz edilemeyeceği gerekçeleri ile yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Dava, 3402 sayılı kanunun 12/3 maddesine göre kadastro tespitinden önceki nedenlere dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil davasıdır. Davacı …, çekişmeli taşınzmazda, taksimen kendisine düşen yerin ifrazen adına tescili talebiyle dava açmış ve davalılar da davayı kabul etmişlerdir. Kadastro Kanunu’nun 15/1. maddesinde “Tapulu taşınmazların malikleri veya bunların mirasçıları arasında, tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların ise, 14. madde gereğince belirlenen zilyetleri arasında taksim edildikleri belgelerle veya bilirkişi yahut tanık beyanları ile sabit olduğu takdirde bu mallar taksim gereğince zilyetleri adına tespit olunur” hükmüne yer verilmiş olup, kadastro tespitinden önceki sebeplere dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil davalarında taksim olgusunun kanıtlanması halinde, taşınmazın bu taksime uygun şekilde tesciline karar verilmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca; Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 15. maddesi dikkate alınarak, taraflar arasındaki taksime değer verilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken, anılan yasa hükmü gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davacıya iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.